Bazıları canlı olması gereken anlarda aşırı dalmalar yüzünden uyanık halinde tembelleşmeye başlıyor. Mücadeleyi bırakıyor, anı kaçırıyor. Deneyimlemesi gerekenler, sorumluluklar, çözüm yöntemleri ertelendiği için kendi uykularına bu durumu taşıyor. Uykuda gördüğü rüyalar için de sürekli mücadele veriyor. Derin ve sağlıklı uyuyamıyor. Uykuda birçok insan dinlendiğini zanneder. Gerçek şudur, uyanıkken çözemediğimiz her şey, kaygı ve korku olarak bilinçdışına atılıyor. Uyku esnasında zorunluluklardan kurtulan insan, kendi içine yönelip rüyada gelen korkularla konuşmaya, sembolik karşılıklar vermeye başlıyor. Bazılarımız ben rüya görmüyorum diyebilir. Hepimiz görüyoruz, hatırlamamak, görmediğimiz anlamına gelmez.
Kendinizi olduğunuz gibi ortaya koyamıyor, karşınızdakinden emin olamıyor, ancak ortamdan ayrıldıktan sonra kendinizi iyi hissediyorsanız, kesinlikle o arkadaşlıktan ya da ilişkiden uzak durmalısınız.
Faydasız konuşma, olaylara sadece yüzeysel bakıp derinlemesine inmemek ve işin gerçek yanı ile ilgilenmemektir.
Bu şekilde düşünen ve konuşan kişiler gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemez ve sürekli bu iki kavramı birbirine karıştırır. Ne yazık ki insanların çoğunluğu sık ve çok konuşulan şeyleri gerçek zannetmeye, zamanla kutsal saymaya meyillidir.
Bazılarımız doğuştan asidir. Nancy Milford’ın kaleminden Zelda Fitzgerald’ın öyküsünü okuduğumda, Zelda’nın isyankar ruhuyla kendimi özdeşleştirmiştim. Annemle dükkân vitrinlerinin önünden geçerken, ona insanların neden tekme atıp camları kırmadığını sorduğumu anımsıyorum. Annem de, insanların birlikte yaşayabilmelerini sağlayan, kelimelere dökülmeyen bir takım toplumsal davranış kurallarının varlığından söz etmişti. Bunu duyduğumda, her şeyin bizden öncekiler tarafından belirlenmesinden ve yol haritasının çıkarıldığı bir dünyada yaşamaktan dolayı kendimi sınırlandırılmış hissetmiştim.
Bitmemiş şarkılar ve terk edilmiş şiirlerle kuşatılmış, dağılmış, hatta felce uğramıştım. İlerleyebildiğim kadar ilerliyor, sonra hayalimde yarattığım duvarlara tosluyordum. Daha sonra tanıştığım biri bana sırrını verdi; oldukça basitti. Bir duvara tosladığında, tekmeyi bas.