Sağlıklı insan, sorunlarını gerektiği zaman, gerektiği yerde düşünür. Geceleri hiçbir şey düşünmez. Öncelikle neyin önemli, neyin önemsiz olduğunun ayrımına varabilmek gerekir. Bunları en iyi bilen sizsiniz. Inanın, çoğu başarı ve başarısızlıklarımız pek önemli değildir. Her acı hafifler, her başarısızlık başka bir yolun anahtarına dönüşür. Vücut yorgunluğu uyku getirir, duygu yoğunluğu uyku götürür. Çöküntüye girdiğinizi şu belirtiden anlayabilirsiniz; yaptığınız işin dünyanın en önemli şeyi olduğuna inanır, biraz ara vermenin büyük felaketlere yol açacağını sanırsınız. Lütfen dinlenin! Çoğu işkolik, boş kalmak istemez çünkü kendisiyle (sorunlu düşüncelerle) baş başa kalmaktan korkar. İş hayatımızda , sinirsel yorgunluğumuzun sebebi, yaptığımız işler değil, duygusal hassasiyetlerimizdir. Bilinç ve bilinçaltının aynı şeye inanması önemlidir. Kendimize iyi gelen düşünceleri bilincimize yerleştirebiliriz ama bilinçaltımız buna inanmıyorsa saklar, biriktirir ve uykularımızı kaçırır. Bize iyi gelen bir şeyin bilinçten bilinçaltına yerleştirilmesi zaman alır ama olur.
Öncelikle baş edemediğiniz, sizi içten içe rahatsız eden bir şeye odaklanın. Sonra bilincinize, bu endişenin geçici olduğunu, dünyanın sonunu getirmediğini söyleyin. Bu, bilincinize gelir. Ara ara tekrarlayın, her gün bu söylemi haklı çıkaran sebepler bulun.
Ibret hikayeleri, kıyaslar, deneyimler getirin aklımıza. Bir süre yoğunlaşın. Zamanla bilinçaltınız da aynı şeyleri söylemeye başlayacak, yükünüz azalacak. Biz genelde kaçmayı tercih ederiz. Unutmayalım; endişe korkunun bir türüdür ve çok yorar. Hiç olmadık bir zamanda bize saldırıya geçer bu endişeler. Çoğumuz bu endişeler geldiğinde kaçar, yerine başka şeyler koymaya çalışır, eğlenceye, hazza yönelir durur. Gerçek olan ona sağlıklı, tutarlı bir cevap