Sükût; edebin yalın halidir.
Maksadı aşmayınız. (Beni değil, kitapları tanıyın; sözüm şahsıma ve şahsızına değil fikre dairdir. İsim silinir, düşünce kalır; yüzü değil sözü izleyin.)
İlber Ortaylı’nın vefat haberi, yalnızca bir insanın değil; bir devrin hafızasının susması gibi düşer insanın kalbine. Sanki kitap raflarından bir cilt eksilmiş değil de, koca bir kütüphanenin ışığı sönmüş gibidir. O, tarih anlatan bir hoca olmanın ötesinde, geçmiş ile bugün arasında kurulmuş canlı bir köprüydü; kelimeleriyle zamanın tozunu siler, unutulmuş hakikatleri yeniden nefes alır hâle getirirdi. Şimdi ardında yalnızca eserler değil, düşünmeyi öğreten bir üslup, merakı diri tutan bir zihniyet ve bu toprakların hafızasına işlenmiş derin bir iz bırakarak çekilip gitmiş gibidir. Böyle insanlar ölmez denir ya; gerçekten de bazı zihinler toprağa değil, zamana emanet edilir. İlber Ortaylı