Yol, insanın araf duygusunu en çok hissettiği yer sanırım ; bir yerden bir yere giderken aslında hiçbir yerde olamamak halini yaşıyorum. İki mekân arasındaki hiçlik . İki hâl arasındaki yokluk. İki menzil arasındaki zaman boşluğu.
"İnsan kendi yerine yaşar, kendi yerine ölür oğlum.
Yüzünü kalbine dön. Yalancı bir peygambere inanmaktan daha kötüsü, bir peygambere yalandan inanmaktır..."
"Bazıları güzel ahlâkın alâmetlerini şu şekilde belirttiler:Hayâsı çok, ezası az ; iyiliği çok, kelâmı az, ameli çok, boş işi az ; sözü doğru, hatası az olmak.Yine iyi, sabırlı, vâkûr, şefkatli olmak ve alaycı, söğücü, lâf taşıyıcı, gıybet edici, aceleci, kinci, cimri ve haset edici olmamak ; güler yüzlü ve hassas olmak, Allah için sevmek ve Allah için öfke duymak, Allah yolunda herşeye razı göstermek ve yerinde kızgın olmak... İşte bunlar güzel ahlâktandır "
"Var ve yok"diye mırıldanarak gerisin geri dönüyordum işte.Hangisi var ve hangisi yok ? Büyük bir bilmecenin önünde sendeliyordum.Birden feci bir ürperti tuttu beni.Ya gerçekten ben de yoksam?Ya avare avare gezinen bir ölüysem ? Kayıplara karışan asma ağacı,benmişim gibi bir fısıltı.