"Karanlıkta kitap
okuyarak aydınlanmaya çalıştıkları öğrencilik yıllan, yerini
kitapların gömüldüğü, ülkenin de karanlığa gömülmek
istendiği yıllara bırakmıştı. Nasıl uyku tutabilirdi ki?"
"Düşünsenize kendi dilinizi
bile layığıyla konuşamayan köy çocuğuyken, enstitü
sayesinde Almancadan Türkçeye kitap çeviriyorsunuz.
Kulağa imkansızmış gibi geldiğini biliyorum ancak kararlı
ve azimliyseniz pek çok şey mümkün olab iliyor.
İşte bu öğrencilerden biri de ben olacaktım."
"Oyun başının "Kollar" talimatyla bütün kollar aynı
anda kalkardı. "Sek" dediğinde seker, "Çök" dediğinde
çökerdik. Müthiş bir nizam içinde oynanan horon,
halay, zeybek, ağırlama gibi yöresel oyunlar bittikten
sonra türkülere geçerdik. lf er öğrenci kendi yöresinden
oyunları diğer öğrencilere hevesle öğretirdi. Böylelikle
yöresel kültür değerlerimizin yerleşmesi, öğrenilmesi,
tüm enstitülere taşınması sağlanırdı."
"Enstitüye gittiğim ilk günden itibaren köyün içinden
öğretmen yetiştirme projesinin çok akıllıca olduğunu
düşünürüm. Bazı politikacılara göre yokluk,
yoksunluktu, fakat van, rahatı bilmeyen bizler için
varlıktı, zenginlikti."