“Suriye'de derlerdi ki, eğer Cemal Paşa birisiyle görüştüğü zaman burnunu kaşırsa sürgün düşünüyor, sakalını karıştırırsa, affedip etmemeyi düşünüyor, demektir. Yalnız bıyık burmasından korkunuz o zaman bu görüşmenin ölüme kadar yolu vardır.”
"Beyrut'ta Cemal Paşa, evinin merdivenlerinden inerken,
güzel ve siyahlar giymiş bir kadın, yanında çocuğu ile
kendini karşılamıştı. Çocuk, elindeki çiçek demetini kumandanın
ayağı altına atarak: "- Babamı bağışlayınız,"
diyordu.
Kumandanın o gün gözlerinin yaşardığını ve titreyen
çenesini güç tuttuğunu gönnüştüm. Çünkü bu siyahlı kadın,
evine dönerken, meydanın bir köşesinde, sevdiği kocasının
soğumuş beyaz cesedini görecekti."
"Bir Fransız vesikası der ki: "Lübnanlı Hıristiyanlar Fransız dostudurlar. Hıristiyanları sevmedikleri için Lübnanlı Müslümanlar da İngiliz taraflısıdırlar. Beyrut Araplarının
çoğu Fransa'yı sever. Fakat Ortodokslar Ruslara bağlanmışlardır.
Niçin? Hiç ... Osmanlı bayrağından daha şerefli ve nüfuzlu herhangi bir bayrağa bağlanmış olmak için ... "
"Cemal Paşa bir taraftan zor, bir taraftan imar ve ıslah siyasetleri kullanılarak, Araplık cereyanının durdurulacağı fikrinde idi. Devletten en yüksek rütbe ve menfaatler koparıp, Osmanlı İmparatorluğu birliğini bozmaya çalışanları bir türlü affetmemiştir."