Gerçekçi kişi için imanı doğuran şey mucize değildir, imandır mucizeyi doğuran. Gerçekçi inandı mı bir kez, gerçekçi olduğu için mucizevi olanı da kabullenmesi gerekir. Havari Thomas bir şeyi görmeden inanmayacağını söylemişti de, onu gördüğünde, "Rabbim, Tanrım!" dememiş miydi! Onu inanmaya zorlayan şey mucize miydi? Sanmıyorum; sırf inanmak istemiş olduğu için inanmıştı. Aslında "Gözlerimle görünceye kadar inanmam", dediğinde bile, kalbinin gizli köşelerinin birinde itikadı saklı duruyordu herhalde.
Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı, yahut "Ben artık bir başkasıyım!" diyebilmek saadeti.