Tarçınlı Rulo Kitabevi, hayattan biraz yorulmuş,
kendini sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken bulan bir kadının hikâyesi.Ana karakter, büyük beklentilerden ve gürültüden uzaklaşıp küçük, tarçın kokan bir kitabevinde çalışmaya başlıyor.Ve orada fark ediyor ki; hayatnbazen yavaşlayınca daha anlamlı oluyor.Bu kitabevi sadece kitap satılan bir yer değil.İnsanların içini ısıtan sohbetlerin,yarım kalmış hayallerin ve kendini yeniden tanımanın mekânı.Her raf, her fincan kahve,“acele etmeden de yaşayabilirsin” diyor.Kitabı okurken kendimi bir sonbahar gününde hissettim.Gilmore Girls’teki o tanıdık kasaba havası gibi,sıcak, güvenli ve samimi.Kimse mükemmel değil ama herkes gerçek. Ve bu gerçeklik insanın içini rahatlatıyor.Tarçınlı Rulo Kitabevi bana şunu düşündürdü:Belki de hayatı düzeltmek için her şeyi baştan yazmamıza gerek yok.Bazen sadece durup,bir sayfa açıp,tarçın kokusunu içimize çekmemiz yeterli.