Karşındaki insanın ilişkinin sorumluluğunu almasını, sen bir şeylerden vazgeçmeden ve ilişki kurtarılamayacak noktaya gelmeden bekliyorsan her şeyi kendin yapma huyundan vazgeçmen gerekir. Ama bu kolay olmayacaktır; bir gerginlik ya da çatışma ânında, bir küslük zamanında ya da karşı taraf yerine getirmesi gereken sorumluluğu yerine getirmediğinde sen dayanamayıp, "Tamam, bu sefer de yapayım, bir dahakine o yapar," diyebilirsin. Böyle böyle devamlı ertelersin. Ama karşı tarafın büyümesini istiyorsan onu durumla yüzleştirmelisin ve bırak gergin kalsın, biraz da küs kalın, onun sorumluluklarının birazını da üzerine alma, ortada kalsın. Böyle durumlarda gerginliğin yükseldiği bir an olacaktır ama bu gerginliğe katlanabilirsen çok daha iyi bir ilişkiye başlama ihtimaliniz ortaya çıkacaktır.
Bir doktor kontrolüm vardı. Bekleme salonunda doktora gelmiş çiçekler vardı. Vazo içindeydiler ve çok heybetli görünüyorlardı. Işıl ışıl, rengarenktiler. Sonra şunu düşündüm: Bu, vazodaki çiçeğin yalancı mutluluğuydu; aslında ölmüştü ama hiç sorun yokmuş gibi, yaşıyormuş gibi heybetliydi. Böyle insanlar olduğunu düşündüm. Nasıl heybetli ya da havalı göründüğün önemli değil bazen; canlı olmadıktan, yaşamadıktan sonra. Bazen solgun bazen renksiz bazen de hüzünlü olabilirsin, hiç sorun değil; önemli olan canlı olman, vazodaki ışıltılı çiçek olmaktansa...