Nasıl tarımda, bir şeyi dikmeden önce ve dikerken bile işler belli ve kolay ama dikilen yaşamaya başlayınca onu yetiştirmenin bir sürü yolları ve zorluğu varsa, insanları dikmede de fazla bir ustalık yoktur ama doğduktan sonra onları büyütme ve beslemede, kaygılar, korkularla dolu değişik bir sürü bakım yollarına başvurulur.
Bizi yöneten, dünyayı ellerinde tutan kimselerin bizim kadar akıllı olması, bizim yapabileceğimiz kadarını yapması yetmez. Bizden çok üstün değillerse bizden çok aşağı sayılırlar. Çok şey vaat ettikleri için çok şeyler yapmak zorundadırlar.
O güne dek ebeveynleri ya da öğretmenleri tarafından yönlendirilen, lise kurallarının düzenli ve her ayrıntısıyla belirlenmiş bir çalışma dayattığı gençler liseden mezun olduktan sonra kendilerini bir anda, hiçbir ön hazırlık görmeden, hiçbir gözetim ya da tavsiye olmadan, en önemlisi de net bir şekilde belirlenmiş bir görev olmadan tek başlarına kocaman bir şehre atılmış halde buluyorlar.