Kardeşimin Hikayesi, Livaneli’den okuduğum ikinci kitaptı. İlk kitabım Son Ada’ydı. Son Ada’nın dilini de hikâyesini de çok yeterli bulmamıştım. Şimdi Kardeşimin Hikayesi’ni bitirdiğimde, iyi ki Livaneli’yi tek bir kitapla tanıyıp bırakmamışım ve yeniden kitabını okumuşum, diye düşünüyorum.
Kardeşimin Hikayesi gerçekten büyüleyici bir kitaptı. Konusu, anlatımı, okurken beni sarıp sarmaladı. Her sayfada Ahmet ve Pelin’le aynı odada hikâyeyi dinliyor gibiydim. Kitaba başlarken, Arzu adında bir kadının yaşadığı cinayet olayını ve komşusu Ahmet Bey’in bu olaydan etkilendiği bir hayat akışı gibiydi. Sonrasında olay, sadece bir cinayet hikâyesinden oldukça uzaklaştı. Ahmet Bey’in hayatının en başından, çocukluğundan bir yolculuğa çıktık. 276 sayfada beni birçok konuda şaşkınlığa uğratabildi. Sonunu asla tahmin edemedim; son sayfaya kadar bitmeyen bir merakla ve heyecanla okudum.
Akıcı ve heyecan dolu bir kitap arıyorsanız, kesinlikle bir şans vermelisiniz.
Bu kısımdan sonrası spoiler içeriyor lütfen dikkat edin.
Muharrem, sen ne yaptın! Son zamanlarda yaşadığım en büyük ters köşelerden birisiydin benim için. Ayrıca Ahmet, aşırı naif ve kalplisin. Mehmet’in acısını hafifletme şeklin bile, acının büyüklüğünü derinlerimde hissetmeme sebep oldu.