José Saramago & Körlük
" -Sonradan kör olmadık,hep kördük.
-Gören körler mi?
-Gördügü hâlde görmeyen körler?"
Yazarın ilk okuduğum ve metaforlarla dolu bir kitabı. Kırmızı ışıkta duran arabada bir adamın kör olmasıyla başlıyor her şey. Körlük, adamın temas ettiği, görüştüğü herkes sırasıyla kör olmaya başlar ve tüm ülkeye yayılır. Ama tuhaf olan insanlar kör oldukları için her yeri siyah görmüyor aksine beyaz görüyorlardır. Tüm ülke beyaz kördür. Bir kişi hariç herkes kördür.Peki o kadın neden kör olmamıştır?
Sağduyusunu kaybeden, iyi-kötü olmak için gözlerin çok önemli olmadığını kötülük yapmak isteyenin her şekilde yapacağını; vicdanın, merhametin, akıl ve kalp olmadığı sürece gözün bir işe yaramayacağını bu kitapta bol bol okuyoruz.
Kadın neden herkes körken görüyordu ve körlük neden siyah değil beyazdı? Kitabı okudukça onu da öğreniyoruz. Beyaz Körlük aslında gördüğümüz halde bakar körler olduğumuzu vurguluyor. Bir düşünün kaçımız etrafımızda yanlış olaylara karşı tepki gösteriyor? Birçoğumuz görmezlikten gelip sessiz kalıyoruz. İşte beyaz körlük bence bunu temsil ediyor. Bakar-kör olmayı. Kadın ise sağduyuyu, hakkaniyeti ve merhameti temsil ediyor. O kadar olaylar karşısında vicdanının sesini dinlemekten, adil olmaktan vazgeçmiyor. Her zaman aklıyla hareket etmeyi biliyor.
Kitabı okurken bazen oradakilerin yerine kendimi koydum. Bir anda görmesem nasıl olacağımı düşündüm ve korktum. Başta da dediğim gibi kitap baştan sonra metafordu. Derinlere indiğinde bizlerinde şu an bile beyaz kör olduğumuz ortaya çıkıyor. Aslında hepimiz birçok konuda tepki göstermek yerine görmezden geldiğimiz için Beyaz Körüz ve sustuğumuz, görmezden geldiğimiz sürece de öyle kalacağız...
Tavsiye edeceğim bir kitap. Okuyup kendinizi de kitaba