Yaşlı görünümlü çocuktu o şimdi, korkudan ağlayamadığı her gün için ağlıyordu. Dövülme,horlanma,dışlanma korkusu olmadan içinde biriken yaşlar onu boğmaya hazırdı dereden çıkmışcasına. İçinde biriktirdiği ne varsa kafesteki kuş gibi salıverdi. Bir tutam sevgiydi ilacı.
Eşekli Kütüphaneci'yi bu zamana kadar okumamam büyük bir eksiklik benim için. Fakir Baykurt'un son kitabı. Tüm kitap severlerin okuması gerekiyor bana göre.
Ürgüp'te kitaplıkta bir memur olan Mustafa Bey'in herkes kitap okusun diye gösterdiği üstün çabasına tanık oluyoruz. Onunla birlikte köy köy dolasıyoruz.Mustafa Bey'in hayranı oldugu Refik Başaran'ı tanıyoruz. Yunanistan'dan gelen Dimitrios ve Aziz'in dostluguna sonunda Larisa ve Ürgüp'ü kardes şehirleri yapmaya kadar varan muhabbetlerine şahit oluyoruz.
Neyse bu kadar ipucu yeter sanırım. Gerisi Eşekli Kütüphaneci kitabında sizleri bekliyor. Çünkü ben bu yolculuktan büyük keyif aldım.Şimdiden okuyan herkese keyifli okumalar.