Oğlunun hasretiyle yanıp tutuşan bir baba Mehmet Efendi, babasını ziyaret etmek icin oğlu ile birlikte İstanbul'dan Ağrı'ya gelirken gecirdiği kaza sonucu ölen Mustafa ve dedesine babasının ölmesi sonucu emanet kalan Torun Samet'in hikayesi...
Mehmet Efendi, Mustafa'sına olan hasretini torununda gidermeye calısır. Samet 5 yasındadır ve yasından cok daha önce büyümüş bir çocuktur. İkisinin arasında ki sevgi, baglılık hayran bıraktırıyor kendilerine.Bu kitapta hüzün, mutluluk, sevinç, umut, ayrılık ve özlem hepsi bir arada. Okurken kendimizden ya da yakınlarımızdan birşeyler bulabiliriz. Ben buldum çünkü.
Bir sürü duyguyu aynı anda yaşayabiliyoruz. Ben keyif aldım okurken. Okuyanlara ve okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar...
İki önemli yazarı bir kitapta okumak çok güzel bir histi. Bursa Cezaevinde yolları kesişen Orhan Kemal ve Nazım Hikmet'in aynı oda içinde gecen 3,5 yılı anlatılıyor.
Orhan Kemal'in gözünden Nâzım'ı okumak ayrı bir zevkti. Onun heyecanlı, üzüntülü bazen kabına sığmayan deli dolu hallerini okumak cok keyifliydi. En cok da mütevaziliği okunmaya değerdi. Kimseye tepeden bakmaması, herkesi sabırla dinlemesi, haksızlığa uğrasa bile yine de sert tepki vermemesi herkesin neden Nâzım Hikmet'i sevdiğinin en büyük kanıtı olsa gerek...
Ben büyük keyif aldım okurken. Yeri geldi güldüm, yeri geldi üzüldüm. En çokta dostluklarına gıpta ettim. Okuyan ve okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim...
Şiirleri hakkında Nâzım'ın en kıymet verdiği ölçü"halk"tı. O, " bir halk sanatkârı, her şeyden önce halk tarafından anlaşılmalı ve halkın sanatkârı olmalıdır!"derdi. Bundan dolayı, Memleketimden İnsan Manzaları, hapishanede her sınıf halka defalarca okunmuş, anlaşılması güç yerler atılıp daha sade, daha açık yazılmıştır.