Ayşe Şasa – Şebek Romanı
"Yazdıklarımda, karanlık geçmişimin bir afet olarak değil bir lütuf olarak ele alınacağını şimdiden biliyorum... Değil mi ki, şu anki bahtiyarlığımı hazırlayan hep o karanlık geçmiş..."
Ayşe Şasa kalemiyle tanışma kitabım Şebek Romanı oldu. Onun gibi derinlikli bir yazarı bu kadar geç tanıdığım için kendime kızsam da bazen kitaplar okunacağı zamanı kendisi seçer; geç olsun ama güç olmasın diyelim.
Şebek Romanı; altı bölümden oluşan; bilimkurgu, mizah ve tasavvuf ögelerini bir araya getiren distopik bir uzun öykü. Hikâye, 2075 yılının Viyana’sında (yeni adıyla XB12’de) başlıyor. Freud, Marx ve Pavlov gibi isimlerin fikirlerinin gölgesinde, "Tanrı süblim bir yanılsamadır" düşüncesinin benimsendiği bir dünyadan; selamlaşmanın güven, dostluğun muhabbet, namazın miraç olduğu bir iklime evriliyor. Kahramanın Bâtın Baba adındaki bir velinin yanında kendini bulmasıyla da son buluyor.
Ayşe Şasa’yı ilk kez okuyacak olanlara bir tavsiyem var: Öncelikle yazarın hayatını araştırın. Ancak o zaman bu kitap tam anlamıyla bir karşılık bulur ve anlatılmak isteneni kavrayabilirsiniz. Çünkü bu eser, yazarın kendi hayatından derin izler taşıyor.
Ayşe Şasa; tüm imkânlar elinin altındayken, her şeye ulaşabilirken yine de mutsuz bir ruh... Çünkü içinde asıl olması gereken o temel boşluk eksik. Büyük bir buhranın ve akıl hastanesindeki sancılı sürecin ardından gelen bir varoluş mücadelesi bu. Nihayetinde aradığını bulmak, manevi olarak tamamlanmak ve özüne dönmek... Ne mutlu ona.
Keyifle okudum, herkese de tavsiye ederim.
Kitapla ve sevgiyle kalın...