Irmak Zileli & Şimdi Buradaydı
"İnsan bilmediği bir şeyin yokluğunu hissetmez ki."
Şimdi Buradaydı, Irmak Zileli kalemiyle tanışma kitabım oldu. Eser; varoluşçuluk, psikanalitik kuram ve postmodernizm gibi pek çok katmanı bünyesinde barındırıyor.
Kitabın kapağı dahi okura güçlü bir mesaj veriyor: Aynanın beklenen yansımayı vermemesi, karakterin aradığı babasının ama en çok da kendi kimliğinin net bir karşılığının olmadığını simgeliyor. Kapak tasarımı, bana Ressam René Magritte’in o meşhur, tekinsiz yansımalarını anımsattı.
Psikiyatrist Birkan, terapiye gelen hastası Yankı üzerinden aslında kendi iç dünyasıyla yüzleşiyor. İkilinin benzer hayatlara sahip olması, Birkan’ın ötelediği geçmişinin gün yüzüne çıkmasına neden oluyor. Kitap boyunca;karmaşık aile ilişkilerine, zayıf ya da kopuk baba-oğul bağlarına, kadın-erkek ilişkilerindeki derin boşluklara tanıklık ediyoruz.
Kitapta annenin, oğlunun sorularını geçiştirmek için kullandığı manipülatif dil oldukça çarpıcı. "Nankörsün, ben senin için neler yaptım, sen hâlâ bizi bırakıp giden babanın peşindesin" şeklindeki çıkışlar, aslında annenin kendi yaralarını örtmek için geliştirdiği bir savunma mekanizması. Hepimizin içinde var olan o kapanmamış boşluklar ve yarım kalmışlıklar, karakterlerin aynasında bizimle de buluşuyor.
Okurken sürekli bir merak duygusu hakim: "Sonunda ne olacak?" Birkan, Yankı ve Kaya; her biri aslında birbirinin birer yansıması gibi. Kitabın en sevdiğim yanı ise satır aralarında Oğuz Atay’ın o eşsiz ruhunu hissetmek oldu. Ayrıca Freud’un "Haz İlkesi"ne yapılan atıflar, metnin psikolojik derinliğini perçinlemiş.
Bu kadar derinlikli bir metni okumak ve üzerine yazarın kendisiyle sohbet etme imkanı bulmak gerçekten eşsiz bir deneyimdi. Psikolojik tahlillere ve
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?