Mete Karaduman

Bu gerçek anlamda bir Aydınlanma Çağı'ydı. Birkaç yüzyıl süren kültürel filizlenme sonucu Orta Asya'nın dünyanın entellektüel merkezi olduğu, gerçek bir Aydınlanma Çağı... Hindistan, Çin, Ortadoğu, Avrupa, hepsi, yeni fikir alemlerindeki zengin gelenekleriyle övünüyordu; ancak MS 1000 yıllarında tüm bu bölgelerdeki gelişmelere öncülük eden, dalgalarla kabaran, Orta Asya'ydı. Bölge, eski çağlarla modern dünya arasında büyük bir bağlantı kurarken, zaman ve coğrafyaya da köprü olmuştu. Bugün Avrupalıların, Çinlilerin, Hintlilerin ya da Orta Doğuluların sadece bir noktaya kadar farkedebildikleri; aslında İbn-i Sina ve Biruni döneminde zirveye ulaşmış, sıra dışı bir entellektüel ve kültürel coşkunun varisleri olduklarıdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ebu Ali el-Hüseyin İbn-i Sina (980-1037) ya da sadece İbn-i Sina, şu anda Özbekistan topraklarında yer alan, zamanın kültür ve eğitim merkezi Buhara şehrinde doğup büyümüştü; tıp, felsefe, fizik, kimya, astronomi, teoloji, klinik frmakoloji, etik ve müzik teorisi alanlarında izler bırakacaktı. Ve nihayet İbn-i Sina'nın, Tıbbın Kanunu (El-Kanun Fi't-Tıb) adlı muazzam eseri Latince'ye çevrildiğinde, Batıda modern tıbbın başlangıcını tetikleyecek ve bu eser tıbbın İncil'i olacaktı. Öyle ki, 1500 yılından önce bir düzineden fazla baskısı yayınlanmıştı. Hintliler, günümüzde halen uygulamaları süren koskoca bir tıp ekolünü, İbn-i Sina'nın Kanun'u üzerine inşa etmişlerdi. Pek çok otorite, İbn-i Sina ve Biruni'yi, modern zamanların değilse bile, antikçağ ile Rönesans arasındaki dönemin en bilimsel beyinleri olarak kabul eder.
Birkaç istisna dışında, hem dini hem de düşünsel alanda eserler vermiş Müslüman alimlerin hemen hiçbirinin Arap olmayışı dikkate değer. Onbirinci yüzyılda iyi eğitimli bir Arap, yaşadığı devrin eserlerini Arapça üreten "takdire değer" insanların bir listesini yapmaya kalksa, sayacağı toplam 415 kişinin üçte biri Orta Asyalı, geri kalanların dörtte üçü de Pers, yani şu andaki İran topraklarından olurdu. Orta Asyalılar'ın hakim olduğu konular bilim, felsefe, matematik alanlarındaydı ve bu alanlarda üretilen eserlerin yaklaşık yüzde 90'ı Orta Asya'lılara aitti.30 Bu üretken insanların çoğu İran kökenliydi ve ana dilleri İran'da konuşulan değişik dillerdi. Ancak bunun yanında azımsanamayacak bir kısmı da Türk kökenliydi ve ana dilleri ya İran dilleri ya da Türk dilleri ailesine mensuptu.

Mete Karaduman

, bir kitabı okumaya başladı
Frederick Starr
8.7/10 · 533 okunma
Locke'a göre aynı "insan" olabilirim, ancak asla eskiden olduğum kişi olmam. Bu nasıl olabilirdi? Locke, zaman içinde bizi aynı kişi yapan şeyin bilincimiz, kendi benliğinin farkında olma olduğunu öne sürüyordu. Hatırlayamadığınız şey, sizin bir parçanız değildi. Bunu ifade etmek için bir ayakkabı tamircisinin anılarıyla uyanan bir prensi ve bir prensin anılarıyla uyanan bir ayakkabı tamircisini hayal etti. Prens her zamanki gibi sarayında uyanır; dış görünüşü açısından uykuya yatan kişiyle aynı kişidir. Ancak kendi anıları yerine ayakkabı tamircisinin anılarına sahip olduğundan, ayakkabı tamircisi olduğunu hisseder. Locke'un ana fikri, prensin ayakkabı tamircisi olduğunu hissetmekte haklı olduğudur. Bedensel süreklilik meseleyi çözüme kavuşturmaz. Kişisel özdeşlikle ilgili sorularda önemli olan psikolojik sürekliliktir. Eğer prensin anılarına sahipseniz, prenssinizdir. Ayakkabı tamircisinin anılarına sahipseniz, bir prensin bedenine sahip olsanız bile ayakkabı tamircisisiniz. Ayakkabı tamircisi bir suç işlerse, sorumlu tutmamız gereken kişi prensin bedenindeki kişidir.