23 Mayıs 1920'de Fransa'nın Danimarka'daki Büyükelçisi Paris'teki Dışişleri Bakanlığı'na bir telgraf yollar. Hayli ilginç bir telgraf doğrusu. Şundan ki, Mustafa Kemal'in Moskova'ya Azerbaycan üzerinden Mustafa Efendi adında bir mülâzım gönderdiğini bildiriyor. Bu Mustafa Efendi, üç hafta boyunca Sovyet Sanayi Merkezleri'ni, özellikle savunma sanayi merkezlerini gezecektir. Bunun askeri amaçlı bir gezi olduğuna şüphe var mı? Danimarka'daki Fransa Elçisi'ne göre de yok. Demek ki, Mustafa Kemal 'Destur, bismillah' deyip, Kurtuluş Savaşı'na başladığı ilk anlardan itibaren, Kuzey'den destek ve güvence aramış. Aramış da, bunlara bağlı, bağımlı politika mı izlemiş, hayır, politikasını Türkiye'nin çıkarlarına göre bağımsız tutmuş, ama Batı'dan gelen belâyı defetmek için Kuzey'den güvence gerektiğini o şaşmaz gerçekçiliğiyle saptamış!
Uygulamadan bir örnek mi istediniz, hay hay! 1920 Temmuzu, Beyaz Ruslar Bolşeviklere karşı iç savaş örgütlüyor, Albay Annoyef diye bir Wrangel heyeti, hayli altınla birlikte Erzurum'a düşer, oradan Rusya içlerine doğru harekete geçecek, geçemez, çünkü Mustafa Kemal bunları Erzurum'da tutuklatır, o kadarla da kalmaz, Fransız işgal komiserliğinin Trabzon'daki temsilcisi valiye çıkıp, bunu protesto etmeye kalkışınca, o temsilciyi de tutuklatır, topunu Annamite adındaki Fransız torpidosuna bindirip İstanbul'a göndertir.
O böyle yapar da Ruslar bundan geri mi kalır, hayır: 1920 Ağustosu'nda, Londra'daki Fransız Askeri Ataşesi, İngiliz Harbiye Nezareti'nin İstanbul'dan aldığı bir haberi Paris'e geçer. Haber de haberdir hani, çünkü 30.000 kişilik bir Bolşevik kuvvetinin, Tiflis/Alekssandropal demiryolunu tutarak, Ermenistan'a karşı Kuva-yı Milliye'yi desteklemek, Tiflis/Erzurum bağlantısını sağlamak için harekete geçtiğini bildirmektedir. Evet,