Firuze Olkay ️

'Ben susuzluk hastalığına tutulmuş bir hastayım; su beni çekti getirdi, suyun beni öldüreceğini bilsem de şimdi sudan kaçamam. Yüzlerce kez ölsem de, bin kez can versem de bu böyledir. Üstelik bir zamanlar sevgiliden kaçtığım için de çok pişmanım. Şimdi varın, deyin ona, ne kadar öfkeliyse benden çıkarsın öfkesini, benim aşk sarhoşu olan canıma ne istiyorsa yapsın, bu aşk mahkumuna ne ceza reva görüyorsa işlesin! Şimdi kurban bayramıdır, ben de onun kurbanlığı. Bir kurbanlık, ancak bayramda kesilrnek için beslenir. Ben bu canımı kurbanlığa hazırladım. Ruhumun haşrı, canımın dirilmesi için nefsimin kurban olması gerek. Hayat ancak nefsin ölümündedir. Aşıklar ruhun dirilmesini nefsin ölümünde buldular. Susuzluk hastasının ölümü sudan olacak madem, bir can korkusu ile sevgiliden kaçar mıyım artık? Irmağın gölden, ya ki denizden kaçtığı nerede duyulmuş. Ben göl olmaya, belki denizde kendimi yok etmeye, o denize katışmaya gelmişim, yitmekten korkar mıyım?!. Irmaktaki su denize akınca sıfattan ve addan kurtulup zatı baki kalır. İşte bu yüzden bir zamanlar Sevgiliden kaçtığım için pişmanım. Şimdi kendimi onun güzellik fidanına asmak için geldim. Deyin gönüller sultanına ki suçlu kulu idamına razı olup gelmiştir.'
Reklam
"Kalbim, diyordu, aşık, 'kalbim ona aktı, onun kalbi bana mermer olsa da.' 'Onun eşiği,' diyordu, 'benim vatanım orası dır, çünkü sevgili orada oturur.' İtiraz edenlere, 'Sakın gitme! Başından kork!' diyenlere, 'Vatan sevgisi imandan dır,' hadisini okuyordu. 'Aklın fikrin varsa bu işten vazgeç!' diyenlere, 'Pervane gibi başını ortaya atma!' diyenlere, 'Zincire vurulmaya, zindana atılmaya mı heveslisin?' diyenlere, 'O sevgili seni kesrnek için bıçak bilemekte,' diyenlere hiç aldırış etmedi. Kendi ayağıyla zindana gider gibi yürüdü. Önden bir çeken, arkadan bir iten vardı sanki. Gönlünün sultanına, gönüller sultanına doğru ilerliyordu."
Alıntı
'A gönüller sultanı! İşte canımı senin önüne attım; ister beni bağışıayarak dirilt, ister boynumu vurdur, işte koyun misali boynum. Ey ay yüzlü! Senin önünde kesilip ölmek, başka yerde dirilip sultan olmaktan yeğdir. Bin kere denedim ki sensiz yaşamak acıdır. Ey gönlümün istediği! Sur'a üfürür gibi seslen bana ki yeniden hayat bulayım.' Biçare aşık hazırlandı, dostlarına 'Ben o sevgiliye gidiyorum, artık ne alacaksa olsun!' diyerek seher rüzgarına arkadaş olup yola koyuldu.''
Alıntı
Gah eserim yeller gibi Gah tozarım yollar gibi Gah akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi
Alıntı
Sevda!.. Ah sevda!.. Baktım, o da benim gibi ağlıyordu. Parmağımı uzattım, silmek için. Tıpkı eski günlerdeki gibi. . . Ama o yüzünü uzaklaştırdı benden. Ben yürü düm, o yürüdü . . . Ve yine içimde Sitare ağlamaya başladı. Yine anladım ki Sitare benim için bir rehber, Sitare bir yoldu. Sitare benim doğru yolumdu. Bu yolun sonu nereye varacak bilmiyordum, ama nereye varırsa varsın Sitare'den geçmeyecektim.
Alıntı
Reklam