"Elif Kız!.. İsmail' e cevap versene!"
Sitare birdenbire irkilip bana baktı. Elif onun gerçek
adıydı. Onu tanıyıp gönlümü kaptırdığım günlerde yanına
sokulmuş, kulağına "Sen benim yıldızım, sitaremsin!"
diye fısıldamıştım. Hoşuna gitmişti; hissetmiştim, hatta
çok hoşuna gitmişti. Hoşuna gittiğini daha sonra heybesinin
üzerine işlediği yıldız nakışlarından anladım. O günden
sonra hep "Sitare" diye çağırdım onu "Sitare'm!". Ve
"Sitare" ikimizin arasındaki adı oldu. Elif dediğim vakit
ailesini, baba evini hatırlaması bundandı.