kitapta beğendiğim bir kısımda din ve devlet ilişkisi hakkında ilginç bir kısım var;
"insanların bir imparator'un yönetimine ihtiyaç duymasının sebebinin uzayın sonsuzluğu olduğunu söyleyenler var... bütünleştirici bir sembol olmazsa, insanlar kendilerini yalnız hissediyorlar. kendini yalnız hisseden insanlar için imparator somut bir şey. ona bakıp 'bakın, işte imparator orada. o bizi birleştiriyor,' diyebiliyorlar. belki din de aynı işlevi görüyordur..."
entry bu kitap hakkında spoiler içerir.
dune serisinin ikinci kitabı. paul imparator olduktan yıllar sonra onun hakkında kurulan bir komplo görüşmesiyle başlıyor olaylar. kitap boyunca komplonun başarılı olup olamayacağı konusunda gidip geliyor okuyucu. çünkü paul her ne kadar geleceği görebilse de her şeyi göremiyor çünkü lonca'nın kahinleri tarafından bazı şeyler ondan gizleniyor.
bu kitapta aksiyon yok. daha çok paul'un iç dünyasını, oluşturduğu imparatorluk düzenini sevmemesi ancak ne yaparsa yapsın kaos'u durduramayacağı düşüncelerini okuyoruz.
usul'un chani için kör olmasını (chani ölene kadar görüyor tabi yine) ve bunu yaparken hiç tereddüt etmemesini sebebini kitabın sonunda yazmış yazar. yani eğer olaylar bu şekilde gelişmeyip paul kör olmasaydı, ileride paul öldüğünde bu ölüm chani'nin üstüne kalacak ve işkence görecekmiş kız.
yine kitabın sonunda paul'ün kendi oğlunun gözünden etrafı görmesi çok iyiydi. o olay nereye bağlanacak acaba? bu entry'i yazdıktan kısa bir süre sonra üçüncü kitaba geçip arayı açmamayı planlıyorum.
chani'nin ölümü, paul'ün tek başına ve kör bir şekilde çöle ölmeye gitmesi, giderken ''artık özgürüm'' demesi(istemediği bir hayattan çıktı sonunda) beni üzdü. arkadaşlarım gibi sevmişim.
bakalım sonraki kitaplarda neler olacak.