«Tanrıtanımazlık ve Tanrı düşmanlığı sizi ilgilendirmiyor mu?»
kim ki Adalet ve Hakikat için yaşıyorsa ve bu yüzden başına geleceklere aldırmıyorsa, o, bir Tanrıtanımaz değildir; çünkü o
Tanrıdadır ve Tanrı ondadır!!
“Mustafa Kemal: Bir siyasi deha”
Hâkimiyeti milliye kavramının tarih sahnesindeki yerini Halil Berktay
şöyle anlatıyor:Mustafa Kemal imparatorluğun enkazından çıkarılabilecek biricik projeye sahip çıkıyor. Bu bir savunma projesi. Bu enkazdan ne kurtarabiliriz diye düşünüyor ve Anadolu bazlı yeni bir Türk ulus devleti çıkarabiliriz, başka şansımız yok, diyor. Muazzam bir realist. Çok ciddi bir ideolojik sofistikasyonu var. 1919’da şunu görüyor. Yeni bir meşruiyet ilkesi ortaya atamazsam ve buna inanç sağlayamazsam milleti seferber edemeyeceğim, ikna edemeyeceğim. Neden ilk andan itibaren hâkimiyeti milliye deyip duruyor. Emsallerinin hiçbirinin aklına gelmiyor, onun aklına geliyor. Çünkü şunu görüyor, yeni bir meşruiyet ilkesi olmadan; bu yeni meşruiyet ilkesine meclis aracılığıyla temsiliyet kazandırmadan toparlayamam, seferber edemem diyor. Bence Mustafa Kemal’in siyasi vizyon açısından benzersizliği burada, Enver’den de bütün akranlarından da bu noktada ayrılıyor. İdeolojinin, iknanın önemini anlıyor. Sadece şiddet değil, sadece öl ve öldür emri, sadece organizasyon değil, yeni bir siyasi prensibin önemini kavrıyor. Hâkimiyeti milliye diye çıkıyor ortaya. Mustafa Kemal, askeri deha diye anılıyor, ama aslında bir siyasi deha.