Nerden başlayacağımı bilmemekle birlikte sadece şunu söyleyebilirim ki kitaba aşık oldum. Beni uzun zamandan sonra böyle etkileyen kitap olmamıştı. Kitapta her bir cümlenin altını çizmemek için kendimi zor tuttum. Hele de son sayfalara doğru.. Martin bunları hak etti mi bilemiyorum sadece çok üzüldüm. Ve ilk defa bir kitabın sonunda göz yaşlarımı tutamadım. Aşık olduğu kadın için kendisini baştan yaratan Martin için sevdiği kadın ne yaptı peki? Hiçbir şey. Zaten kitabın sonunda tekrar bir araya geldiklerinde Martin'in sorduğu 'neden daha önce cesaret edemedin?' oldu. Ruth içinde kolay değildi ailesine çevresine karşı gelmek ama aşkı için yapamaz mıydı? Ya da bir kez olsun Martin'e inanamaz mıydı? İnanıp yanında dursaydı bunlar yaşanmazdı belki de.. Mutlu sonla bitmesini gerçekten çok isterdim ama öyle de beni bu denli etkilemezdi sanırım.. Okuduğu tek bir şiir ile Martin'in yapmaya karar verdiği şey büyük cesaret ister.
"Böylesine bir hayat sevgisinden,
Kurtuluruz korku ve umuttan,
Ve şükrederiz Tanrılara
Şayet tanrı diye bir şey varsa.
Hiçbir hayat sonsuza kadar sürmez,
Hiçbir ölü dirilmez,
En yorgun nehirler bile
Denizle birleşir güvenle."
Başarmak istediği her şeyi başarmıştı ama hayatın acımasızlığı insanların iki yüzlülüğü onu bu hale getirdi bence. Hoşçakal Martin :')