İthaki Yayınları tarafından çıkan eserler, her biri birbirinden eşsiz ve değerli. Bu sefer masama denk gelen eser, Kadınlar Ülkesi.
Sadece kadınlardan oluşan bir ülkeye yolunuz düşse idi, siz ne yapardınız? Nasıl tepki verirdiniz?
Ve diyelim ki orada bir süre kalmak zorundasınız, nasıl adaptasyon sağlardınız?
Yazar Charlotte Perkins, kendi çağının devrimini ve kadınların haklarını ön plana çıkaran bir eser ile bize o çağın insan toplumunu anlatıyor.
Hikaye bizi üç erkek ana karakter ile selamlıyor. Üç yakın arkadaş, bir keşif gezisinde keşfettikleri bir rota ile kendilerini nüfusu kadınlardan oluşan bir ülkede buluyorlar. Başlangıçta bu ülkenin sınırları içinde bir yerlerde başka erkekler bulunduğuna inansalar bile, ülkenin kadınları onlara ülkelerini gezdirdikçe şaşkınlıkları daha da artar; gerçekten de ülkede hiç başka erkek yoktur.
Ülkelerinin geçmişini, kadınlar çok güzel özetliyorlar. Bu kadınlar ve sergiledikleri kültür karşısında üç erkek karakterimiz her geçen sayfa ile daha çok merak duygusuna yenik düşünüyorlar. Elbette annelik burada da kutsal bir derece ancak kadınlar bu gizemli üç seyyahın onları ziyareti sonrasında kendi ülkelerini anlatırken aynı zamanda geldikleri ülkenin geleneklerini de öğrenmek için her bilgiyi özümsüyorlar.
Özellikle kadınların bazı diyaloglarında yazar, genel kadın toplumuna ait çok güzel ve yerinde detaylar sunuyor okuyuculara.
Burada farklı bir detay ise seyyah erkeklerden geliyor, üç erkek karakterde farklı duygu ve kişilik özellikleri gösteriyor ve bu farklı kişilik halleri, kadınların hem seyyahları hemde dış dünya ülkelerini daha çok merak etmelerine yol açıyor. Kadınların fiziksel tarifleri de yazarın gözündan bakıldığında sanki hepsi birer amazon.
Üç seyyah arasında sadece bir karakter beni çok rahatsız etti; kadına karşı