Şikâyetçilerin sizden talepleri vardır gibi görünür, siz de alinırsıniz bunalırsinız, kendinizi suclu hissedersiniz ve paniğe kapılırsıniz. Sonra susacaklarını ve yakınmayı bırakacaklarını umarak, onlara yardım etmek istersiniz, onları neşelendirmeye çalışırsınız, tavsiyelerde bulunursunuz. Ama bu hiçbir zaman işe yaramaz. Aslnda sizin de onlardan talepleriniz oluyor. Onlardan sizin tavsiyelerinizi dinlemelerini ve bu kadar negatif olmamalarını istiyorsunuz. İşte mücadeleyi sürdüren şey bu. Bir güç savaşının ağına takilmışsiniz ve ikiniz de istediğinizi elde edemediğiniz için hayal kıriklığı yaşıyorsunuz.
Şikâyetçilerin aslında genellikle tavsiye aramadığını veya yardın istemediğini anladığınız anda, çözüm çok basit bir duruma geliyor Çoğu zaman, sadece dinlemenizi, onları önemsemenizi ve şikâyetlerinin içinde bir haklılık payı bulmanızı istiyorlar. Eger bunu yaparsanız, şikâyetlerin yüzde 99'u sona erecektir. Bu bir sürpriz olarak gelebilir. Kendinizi şikâyetçiye hiçbir şey vermemiş gibi hissedebilirsiniz, ama aslında tam olarak hep istediği şeyi, yani hak verilmeyi ve önemsenmeyi vermiş olursunuz.
Çoğumuz eğer şikâyet eden kişinin söylediklerinde bir hakllk payı bulursak, sanki barajın kapakları açılmış gibi daha çok şikáye edeceğinden korkarız. Aslinda tam tersi olur.
Düsünce Empatisi'ni ustaca kullanmak demek, odağınızı kendi düşündükleriniz ve hissettiklerinizden, karşınızdaki kişinin ne söylediğine çevirmek demektir.