Kitab Ana ve Baba

Puan vermedi·368 syf.·
7 günde okudu
·
2022 32. kitabı
Nevzat Tarhan
7.8/10 · 2.088 okunma
Reklam
ABD'deki evlilik dışı ilişki kuran kadınların %61 i beraberliklerinde bir problem olduğundan değil, cinselliği isteyen biyolojik dürtüleri için aldatırlar. Bu biyolojik dürtü, karşı cinsten herkesi ona çekici gösterir . Böyle bir davranış, aslında insan neslinin devamı ve organizmanın üremesi için doğal görünse de, insanda hormonlarının dışında – diğer canlılardan farklı olarak – zihinsel bir dürtü de vardır. Bu duygu onları tek eşliliğe yöneltir. Sadece biyolojik dürtülerinin etkisinde kalan insanlar, zihinsel dürtülerini ikinci plana iterler. Bunun sonunda da evlilik kurumu büyük zarar görür. *Biyolojik dürtülerin [tahrik edicilerin] çok fazla önemsenmesi, Darwinizmle başladı. Darwinizm bu dürtüleri var oluş amacı olarak görüp, ahlakın güncelleşmesini dışladı ve kaldırdı. Cinsel dürtüler, zihni dürtü ve kültürel öğrenmelerden önce gelince, gerek toplum, gerekse aile bağları zayıfladı.
Sayfa 248·Kitabı okudu
O zamanlar bu palas sözü de fuhuşun tapınağı anlamını taşırdı.
Kısaca dostum, edebiyatta başarının sırrı çalışmak değildir , başkasının emeğini somurmektir. Gazete sahipleri birer muteahhit, bizler d3 işçiyiz. Bu nedenle bir kişi ne kadar adiyse amacına o kadar çabuk ulaşır.
. O denli arzulanan o şöhret neredeyse her zaman taçlandırılmış bir fahişedir. Evet, edebiyatın alt seviye eserleri için bunlar köşe başında soğuktan donan zavallı kızı temsil ederler; ikinci düzey edebiyat için gazeteciliğin kötü yolundan çıkmış, metreslik eden kadındır; yüksek edebiyat içinse, mobilyası olan, devlete vergi ödeyen, beyzadeleri kabul eden, onlara iyi ya da kötü davranabilen, giyeceği, arabası olan ve alacaklılarını önünde titreterek bekletebilen küstah kibar fahişedir. Ah, o kadını bir zamanlar benim, şimdiyse sizin gördüğünüz haliyle, yani alacalı kanatları olan bir melek gibi görenler yok mu, hani beyaz giysisini giymiş, bir elinde yeşil bir defne dalı, diğerinde parltılı bir kılıç tutan, hem bir kuyunun dibinde yaşayan masal canavarını hem de bir kenar mahalleye sürülmüş zavallı erdemli kızı andıran, cesaretin soylu çabaları yoluyla erdemin aydınlıklarını servet bilen ve eğer kirletilmiş, örselenmiş, tecavüze uğramış, unutulmuş halde yoksulların arabasında can vermezse, lekesiz kişiliğiyle göklere yükselen bir kadın gibi; işte beyinleri tunçtan çemberli, deneyimin kar taneleri altında hâlâ sıcaklığını koruyan yürekleri olan o adamlar, onlar ayaklarımızın altında gördüğünüz ülkede çok nadir bulunur, dedi akşamın alacakaranlığında dumanların tüttüğü büyük kenti göstererek.
Reklam