Fikrim şu: Genel olarak aslında insanların varoluş tarzlarına tepki gösteririz, onların davranışlarına değil. Bu demektir ki çocuklarımız bizim sözlerimizden ya da eylemlerimizden çok, onları nasıl gördüğümüze tepki verirler. Örneğin onlara dürüst davranabiliriz, ama bunu yaparken kâlbimiz savaş halindeyse, kendilerine dürüst davrandığımızı düşünmeyeceklerdir. Bu yüzden de bize, kendisine dürüst davranılmayan birisi gibi tepki vereceklerdir.
Davranış kadar önemli olan şey şudur ki, evdeki, işteki ve hatta dünyadaki problemlerin çoğu strateji hatalarından değil, varoluş tarzındaki hatalardan kaynaklanır. Daha önce de konuştuğumuz gibi, eğer kâlbimiz savaştaysa, durumu berrak bir şekilde göremeyiz, insanların konumunu, aramızdaki problemleri çözebilecek kadar ciddiye almayız ve sonunda onları kışkırtan kötü davranışlar sergilemiş oluruz.
Eğer önemli problemlerimiz varsa, bu, çözümün en önemli yerinde başarısız olmamızdan kaynaklanıyordur. Ve de bu önemli yerde tökezlediğimiz zaman, kendi hatamızı kendimiz çağırmış oluruz."