Genç adamın böylesine güçlü bir cadıyı tek başına alt etmesi olanaksızdı. Köylülerin öfkesine ihtiyacı vardı. Çiftçinin kızının ölümü ona bu
öfkeyi sağlayacaktı.
Bu sebeple dindar olmak, hayat sahnesinden çekilmek ya da kişisel hiçbir yararı dokunmayacak işler yapmak demek değildir. Dinin esası, hayatın niteliğinde yatmaktadır. Bu açıdan Islâm, hayat ve tarih süreçleri içerisinde düşünülebilir. Bu süreçler disinda ne takva ne fazilet ne de Islâm olabilir
sürekli bahsi geçen kahramanların yücelikleri üzerine yoğunlaşıp diğer taraflarını görmezden geliyoruz. Aslinda bu tutum tehlikeli anlayışlara yol açmaktadir. Örneğin; babasını öldürmeyi göze alan bu sahabinin sadece böylesi olumlu yönlerini ele alip diğer yönlerinden bahsetmediğimiz durumlarda bizimle onlar arasında korkunç ucurumlar meydana gelir. Bu durumda bizler onlar gibi olmayacağımıza inanır ve umitsizliğe düșeriz. Böylece hareketimiz felc olur ve biz bir adım ileriye gidemeyiz. Ancak bahsettiğimiz sahabeyi veya bir baska kahramanı anlatırken onu hem üstün yonleri ile hem de eksik ve yanlışları ile anlatırsak dengeli hareket etmis oluruz. Bu durumda böylesi sahsiyetlerin hem yücelme hem de düşme özelliğine sahip oldukları görülür