Patrick Ness

Patrick Ness

7.9/10
208 Kişi
·
350
Okunma
·
22
Beğeni
·
1.808
Gösterim
Adı:
Patrick Ness
Unvan:
Amerika doğumlu İngiliz yazar, gazeteci, akademisyen
Doğum:
Fort Belvoir, Virginia, ABD, 17 Ekim 1971
Ödül kazanmış bir romancı ve The Cras of Henningtoh ve Topics Obout Which I Know Nothing isimli iki önemli bilim kurgu kitabının yazarıdır. Yazar 2009 yılında Costa Çocuk Kitapları Ödülünü kazanmış, 2009 Booktrust Gençlik Kitapları Ödülü, Yılın Gençlik Kitabı Ödülü ve 2010 Carnegie Ödülü’ne aday gösterilmiştir.
Nefret ettikleriniz bile gittiğinde içinizde bir boşluk bırakırlar.
Ve o kelimeyi bir kez daha tekrarlıyor, bütün dilekleri gerçekleşmiş gibi iştahla tekrarlıyor.
"Savaş."
Kimse senin için bir şey yapmıyor. Eğer sen değiştirmezsen hiçbir şey değişmiyor.
İnsan yalnızca bir defa genç olur derler; iyi ama, sizce de gençlik fazla uzun sürmüyor mu? İnsanın dayanabileceğinden uzun...
Hilary Mantel.
Belki de herkes düşmeye mahkumdur. Hepimizin bunu yaşadığını düşünüyorum. Sorunun bu olduğunu düşünmüyorum.
Bence sorun yeniden ayağa kalkıp kalkmamamız.
Çocuk kitabına hazır mısınız? Şaka tabii ki ne çocuğu... Çocuklar okusa dramdan hayata küsebilirler. Connor'un hayatı, Öyle bizdeki gibi ''Acıların Çocuğu Emrah da'' değildi :) ama zor bir hayatı vardı. Yaşadığı olumsuzluklar ve acılar fantastik hikayeyle birleşince mükemmel bir kitap olarak karşımızda.

Connor'un annesi hasta, babası ile ayrı yaşıyorlar.( Birde anneannemiz var. Connor için tam baş belası)
Her gece kabus görmekte ama gerçek gibi sanki. Buralar zaten tam fantastik. Ayrıca farklı farklı küçücük hikayelerde var içinde.

Spoiler yazmayı hiç sevmiyorum. Okul hayatında da bazıları ona dert olmakta ama haklarından iyi gelecek sonunda. Fazla bir şeylerde yazmak istemiyorum kitap hakkında. Ama okunacak farklı kitaplar arıyorsanız sizlere hitap edebilir.

Sonuç olarak dram oldukça etkiledi beni. Kitabı çok beğendim. Dili de akıcı olup sayfalar su gibi akıyor. Fantastik severler kesinlikle tavsiye ederim okumanızı.
Biz, Ölümlüler çıktığı günden beri okumayı dört gözle beklediğim bir kitaptı.Elime geçince de hiç bekletmeden okuma listeme ekledim. Bu yazardan Canavarın Çağrısı adlı kitabı da okumayı çok istiyordum ama nasip bu kitabına imiş. Konu olarak farklı sorunlar yaşayan bir arkadaş topluluğunun yaşadığı şeyleri konu alıyor.Kurgusu daha arka kapak yazısını okuduğumda bile ilgimi çekmişti. Sadece gençlerin sorunlarına değinip, sıkıcı bir genç kurgu yazmak yerine yazarın işin içine fantastik ögeler katarak olayı özgün hale getirmesi çok hoşuma gitti.Ama bir puan kırmamın da sebebi olan , olayları çok yüzeysel geçme işini hiç yapmasa idi keşke.Kurgudaki kedi tanrısı, indie çocuklar fikri çok özgün ve farklı olabilir belki fakat bunları işleyiş biçimi beni pek tatmin etmedi.Yani tam istediğim tadı alamadım kitaptan.Ana karakterin yaşadığı sorunlar ve duygu geçişlerini çok iyi aktarabildiğini ve ilk defa yanlış kararları yüzünden bir karaktere sinirlenmediğimi de belirtmek isterim. Aldığı kararların arkasındaki nedenler bana gayet mantıklı geldiği için genel olarak ana karakteri sevdim diyebilirim.Bunun dışında kitabın özgün kurgusunun yanında çok da yalın ve akıcı bir anlatımı vardı.Böyle anlatım tarzına sahip kitapların benim rs'den çıkmama epey yardımı dokunuyor ve size de faydasının dokunacağına eminim.Tam olarak istediğim hazzı yaşayamamış olsam da fena bir kitap değildi benim için.Size de öneririm, çünkü dili sade olsa da bakış açınızı değiştiren bir anlatım tarzına sahip ve kesinlikle size bir şeyler katacağını söyleyebilirim.
Serinin konusu, karakterleri, olayların ilerleyiş biçimlerini çok sevdim. Okurken halk ağzı beni rahatsız etmedi değil, düşünüyom falan, en çokta Jane konuşurken okumakta zorlandım, çok rahatsız ediciydi. Birde kitabın şimdiki zamanda anlatılması, bir türlü ısınamadım buna böyle kaç kitap okuduysam hepsi rahatsız etti.

Kitap gerçekten çok güzeldi, yorum yapmak istiyorum ama spoiler vermeden çok zor. Kitabın anlatmak istediklerini şu cümle çok güzel özetliyor bence;
İnsanlar ne kadar zavallı yaratıklar. Öyle güçsüzüz ki her şeyi berbat etmeden iyi bir şey yapamıyoruz. Başka bir şeyleri yıkmadan yenilerini inşa edemiyoruz.
Bu seriyi okuyun derim, gerçekten çok güzel ve hızlı ilerleyen bir seri.

Daha fazlası için;http://yorumatolyesi.blogspot.com/...kaos-yuruyusu-3.html
Yorumun aslı ve tamamı --> https://yaprakonur.wordpress.com/...agrisi-patrick-ness/

Kitap Connor'ın hikâyesini anlatıyor. 13 yaşındaki Connor'ın annesi kanser, babası ise onları terk edip kendisine yeni bir aile kurmuş. Bir de hiç anlaşamadığı titiz mi titiz bir annenesi (kitapta büyükanne olarak çevirilmiş) var. Okuldaki herkes annesi hasta olduğundan kendisine anlayışlı yaklaşmaya çalışsa da okulun kabadayılarıyla başı dertte. Her gece gördüğü kabuslar ise cabası...

Ne kadar da karanlık bir tablo çizdim, değil mi?  Bu kitap gerçekten karanlık bir dram.  İnsanın içini ısıtan, yüzünde tebessüm oluşturan bir sıcaklığı yok, tam tersi boğazınıza bir yumru oturtuyor ve gözlerinizi dolduruyor.

Kısacası Canavarın Çağrısı bir çocuk kitabı değil, sindirmesi kolay bir kitap da değil ama benim mutlaka okunmalı dediğim kitaplardan biri oldu. Her şeyiyle kelimenin tam manasıyla mükemmeldi.
"SENİNLE İLGİLİ HERŞEYİ BİLİYORUM, CONOR O'MALLEY"

Canavarın Çağrısı'ndan ilk kez bir iki ay önce film fragmanını izleyerek haberdar olmuştum, ama kitap olduğunu öğreneli birkaç gün oldu sadece. Filmin fragmanı bana çok etkileyici geldi, kitabı olduğunu öğrenince de hemen okumak istedim..yeter ki şu karışık, korkunç günlerde zihnimizi başka yerlere taşımak mümkün olsun...ki oldu da ..kitabı okudum; okudum ama burada da ağlamamak mümkün olmadı...çünkü 13 yaşındaki Connor'ın yavaş yavaş ölmekte olan annesiyle yaşadığı şeyler insanı etkiliyor. BUrada elbette kitaptaki gelişmeleri bir şekilde belli etmiş olacağım, o yüzden kitabı okumayı düşünenler okumamalı belki de... Connor'ın evlerinin az ilerisindeki porsuk ağacı bir canavara, dev bir porsuk ağacı canavarına dönüşüp her gün tam saat 12.07'de ona gelerek ona tam üç hikâye anlatacağını ve bu üç hikâyeden sonra da Connor'ın kendisine bir hikâye anlatacağını söylüyor. Connor'ın hayatı zor, çünkü annesi ağır hasta, babası başka bir kadınla evlenip ABD'ye taşınmış, okulda arkadaşlarıyla arası kötü..bütün bunların arasında bir de ona hikâye anlatmayı kafayı takmış, kendisiyle ilgili herşeyi bildiğini söyleyen bir porsuk ağacı canavarı çıkıyor ortaya..ve canavarın dediğine göre canavarın ayaklanmasının sebebi aslında Connor'ın onu çağırmış olması..tamam da, Connor canavarı neden çağırmış olabilir ki? Canavar Connor'ın bir gerçeği gizlediğini söylüyor ve bunu açıklamasını istiyor...kitabın sonunda da işte o gerçeği öğreniyoruz.

Kitap baştan sona muhteşem çizimlerle desteklenmiş; okuduğumuz hikâye kadar güzel, etkileyici hatta ürkütücü çizimler bunlar; filmin fragmanında ise daha da güzel canlandırmalar görüyoruz... Hikâye çok dokunaklı, çok etkileyiciydi; son sayfalarda, yani gerçeği öğrendikten sonra ben de kendimi bıraktım açıkçası. Bir insanın hayata ve ölüme bakabilmesi, beni her zaman etkilemiştir: Joyce'un Ölüler'inde içine kapanık Gabriel, Çehov'un daha yeni okuduğum ve hâlâ etkisini yitirmeyen hikâyesinde ölmek üzere olan, birşeyler söylemek isteyen ama bunun ne olduğunu anlamayan saf, temiz Gusev, ya da okyanusun açıklarında artık yorulan ve hayatı ve hakikati anlamaktan bitap düşen Martin Eden aklıma ilk gelenler...burada da, elbette edebi anlamda bu diğer eserler gibi olmasa da, kesinlikle çok iyi bir şekilde yazarın bize aynı şeyi anlattığını görüyoruz... bir çocuğun zihnini, yüreğini ince ince anlatıyor bu hikâye...herkese öneriyorum...

***
Ekim ayında gösterilecek filmin fragmanları:

https://www.youtube.com/watch?v=7r1Kniofm5Y

https://www.youtube.com/watch?v=R2Xbo-irtBA
Serinin son kitabını okuyup sorulara bir son vermek istedim yalnız çok kötü bir zamana denk geldi kitap okuyamıyorum. Tekrar okumam uzun zaman alacağa benziyor :( Şimdilik şiir kitapları okuyorum. İlham perim gelir gelmez hızlı bir dönüş yapacağım :)
Merakla beklediğim Patrick Ness kitabıydı Biz, Ölümlüler...

Kitap kısa, okuması kolay, size bir şeyler katabilecek içerikte ama sevemedim. Hayalle gerçeği birleştirmeyi seven bir yazar Patirck Ness. Çocuk psikolojisini, genç psikolojisini yansıtmakta çok başarılı bulduğum bir yazar. Diğer kitabı Canavarın Çağrısını'nı okuduğumda kendisine hayran olmuştum.

Belki diğer kitaba olan sevgim yüzünden çok beklentiye girmiş olabilirim. Bu sebeple bu kitap bana yetmemiş olabilir diye düşünüyorum.

Daha önce hiç Patrick okumadıysanız seversiniz ama durumunuz benim gibiyse beklentisiz okuyun.
Kitabı uzun süredir okumak istiyordum. Film uyarlamasını da görünce daha çok merak ettim ve önce kitabı okumayı ardından da filmi izlemeye karar verdim.
Kitabı beğendim. (Umarım film de güzeldir)
.
.
Kitap Conor’ın başından geçenleri anlatıyor.
Annesi kanser olan Conor psikolojik olarak çok zor dönemler geçirmekte okulda arkadaşlarıyla iletişimleri sıfıra inmiş ve okulda zorbalıklara uğramaktaydı.
Bir gece arka bahçelerindeki Porsuk Ağacı ayaklanır ama Conor rüya mı gerçek mi olduğunu ayırt edemez.
Sonrasında her gece 12.07 de Canavar ortaya çıkar ve Conor a 3 hikaye anlatacağını ve sonunda Conor’ın da ona 4. hikayeyi kendi hayatının hikayesini anlatacağını söyler.
Conor’ın Amerika’da yeni ailesi ile yaşayan bir babası ve pek anlaşamadığı bir büyükannesi var.
Canavarın anlattığı hikayeleri sevdim.
.

Yazarın diğer kitapları #BizÖlümlüler
#SonveÖtesi ni de yakın zaman da okumayı çok istiyorum.
Yine severek okuduğum bir kitabın daha sonuna geldim. Herkesin birbirinin içsesini, aklından geçenleri duyabileceği bir kasaba düşünün. Soyu tükenmiş kadınlar, yok olmaya yüz tutmuş kentler, konuşan hayvanlar, bir çocuğa musallat olan büyük bir gizem. Küçük yaşta bir başlarına ve omuzlarına büyük yükler binmiş çocukların hikayesi. Hikayenin büyük bir kısmı yollarda geçiyor ve bu düşünüldüğü kadar sıkıcı değil. Hayvan sever okurlar için de ilgi çekici detaylardan birisi baş karakterlerden birisinin tatlı bir köpekçik olması. Onunla da kitabın birçok yerinde karşılaştığınız için sempati duyuyorsunuz ve sağlam bir bağ oluşuyor aranızda.
Kitap belli sayfalara kadar biraz olaysızdı. Bir macera filmi gibi olamasa da bir çizgi filmin saçma bulsanızda sizi eğlendirip kendini izleten büyüsü benzeri yerlerdi bu yerler. Bu durgun yerlere rağmen sizi saran bir tarafı vardı.
Hoş ve ilginç bir kurgusu vardı ama 13 yaşında bir oğlan uğruna yapılan bazı şeyler kitapta bir nedene bağlansa bile bana pek tatmin edici gelmedi bu neden. Sağlam bir zemine oturmuyordu. Yazar daha çarpıcı bir sebep bulabilirdi. Zayıf noktalarından biriydi bu kitabın. Birde kitaptaki kötü karakterlerden birinin mucize eseri sürekli başarılı olup hayatta kalabilmesi biraz uçuk geldi bana doğrusu.
Baş karakter Todd’a bazı yerlerde gerçekten fazlasıyla sinirlendim. Hatta bazı Todd diyalogları ve olaylarını la havle çekerek okudum. Olgun olmayan düşünceleri , inadından ve bencilliğinden dolayı etrafına verdiği zararlar okuyuları gerçekten çileden çıkarabiliyor. Buna rağmen her şeyin altında masum bir çocuğun düşünceleri yatıyor ve ona sempati duymadan edemediğiniz yerler oluyor. Ama ben Viola karakterini daha çok sevdim. Mantıklı konuşmaları ve zekice planlarıyla Todd’a yol gösteriyor. Ona iyi bir yol ve kader arkadaşı.
“Nehrin daşıdığı higayeler. İnsannar gonuşuyo. Annasın ya. Higayeler. Bunu görmüştünüz mü?”
Bazen bazı kasabalılar cümleleri öyle bir kuruyor ki, her cümlenin sonuna “gaari” gelecek gibi bir beklenti içine giriyorum. Ege şivesine benzer şivelere rastlayabiliyorsunuz.
Kitap belli yerden sonra çok sürükleyici hale geldi ve elimden bırakamadım. Kitaptan çok beklentim yoktu hatta biraz kasvetli bir kitap beklemiştim kapağına bakınca da ama beklentimin üzerinde sürüleyici bir eserdi. Ben kitaplarda dramatik yerlerde ne kadar üzülsem de genellikle pek ağlamam. Normal hayatımda da ağlamayı tercih ettiğim pek söylenemez. Ama bu kitapta hassas anıma geldiği için mi yoksa benim için önemli bir karakterle ilgili bir gelişme olduğu için mi bilemeyeceğim ama gözyaşlarımı tutamadığım yerler oldu. Bir çoğunuzun da benim gibi etkileneceğinden eminim. Yazar şaşırtmayı başarmıştı beni orada.
Kitabın ismi de içeriğini büyük oranda yansıtıyordu ama okuduğumda ben kitaba Jonathan Safran Foer’in “Aşırı Gürültülü Ve İnanılmaz Yakın”ını yakıştırdım nedense. Kitabın verdiği mesajda çok güzeldi. Umut, her şey tükendiği zaman insanı hayata bağlayan ve devam etmesini sağlayan yegane şeydir. Ancak insana en çok acı veren şey de yine umuttur. “Umut acıtır.”
Şimdiki zamanlı anlatımı ve bozuk Türkçesi dışında pek bir şikayetim olmadı kitaptan. Kitapta sürekli gidek, yapıyom, yannış, diil, nıfıs gibi garip bir Türkçe ile karşılaşıyorsunuz. Ama bunlar öyle çok da göze batmıyor. Bazı yerlerde kitaba doğal bir hava kattığını söylemek bile mümkün. Kitabı çok sevdim ve ikinci kitabını da hemen alıp okumayı düşünüyorum. Herkese de önerebileceğim bir kitap. Detaylı yorumlar için ;
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...-1-patrick-ness.html
Kaos Yürüyüşü serisiyle tanıdığımız muhteşem yazar Patrick Ness, Canavarın Çağrısı'nı Siobhan Dowd'un tamamlamaya ömrünün yetmediği kitabının notlarından yola çıkarak yazmış. Tabi fikrin temeli Dowd'a ait olsa da kitap baştan sona Patrick Ness. Ben kitabı çok sevdim. Zaten çok seveceğimi okuyanların tepkilerinden tahmin etmiştim ama beklentimin de ötesinde sevdim. Bunun sebebi ise kitabın yalnızca iyi bir kurgu ve akıcı olaylardan ibaret kalmamış olması. Bir gençlik kitabına yaraşır derdi, diyecek ve gösterecek bir şeyleri var ama tüm bunlar her yaş kategorisine hitap eder şekilde yedirilmiş genel gidişata. Betimlemeleri öyle canlı ve başarılı ki, filme uyarlamak eminim ki hiç zor olmamıştır. Başlangıcı, finali, o aradaki sürecin işlenişi, hepsini çok sevdim. Sevgi, umut ve kayıp bence de çok güzel ele alınmış ama ben sanırım bu kitapta en çok "hikaye" kavramı üzerine oturtulmuş kurguyu sevdim. Patrick Ness'in kalemi su gibi. Ne ara başlayıp ne ara bitti anlamıyorsunuz. Biraz buruk ve çokça sıradışı bir keyifle son satıra bakarken buluyorsunuz kendinizi. Bu arada kitap Türkçede ilkin Tudem Yayınları'ndan illüstrasyonlu baskısıyla yayımlanmıştı. DeliDolu'nun film baskılı kapağı ise illüstrasyonsuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Patrick Ness
Unvan:
Amerika doğumlu İngiliz yazar, gazeteci, akademisyen
Doğum:
Fort Belvoir, Virginia, ABD, 17 Ekim 1971
Ödül kazanmış bir romancı ve The Cras of Henningtoh ve Topics Obout Which I Know Nothing isimli iki önemli bilim kurgu kitabının yazarıdır. Yazar 2009 yılında Costa Çocuk Kitapları Ödülünü kazanmış, 2009 Booktrust Gençlik Kitapları Ödülü, Yılın Gençlik Kitabı Ödülü ve 2010 Carnegie Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 350 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 330 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları