Bu yanıt seyircilerde mutlu bir tepkiye yol açmişti. Tanınmış doktorun lehine yapilan tezahürat salonu çinlatt.Insanların duyguları öylesine değişkendi ki, az önce sokağa
sürükleyip öldürmeye can attıkları mahkůma yiyecekmis gibi bakan vahşi gözlerden şimdi yaşlar süzülüiyordu.
Giyotin denen o fettan dilber.
Giyotin, dönemin en popüler espri malzemesi olmustu, baş ağrısına en iyi gelen sey olduğu, sac beyazlamasıni kesin
biçimde engellediği, insanın cildine gözle görülür bir incelik kattığı söyleniyordu; hatt gita sinekkaydı tras yaptiğ için ona "Milli Ustura" lakabı bile takılmısştt; "giyotini öpenler" küçük pencereden kafalarını uzatip "çuvalın içine hapsiriyorlardi". Giyotin, insan ırkının yeniden diriliş semboli haline gelmiş, bu konuda haçı fersah fersah geride bırakmışt; artık insanlar, haçı çıkardıkları gerdanlarında giyotini taşıyorlar, haçın inkâr edildiği yerlerde, giyotine itibar edip önünde saygıyla eğiliyorlardı.
Kitlelerin ruhunda her daim egemen olan özgürlük ihtiyacı değil köleliktir. İtaate o kadar meyillidirler ki kendisini onların efendisi ilan eden hemen herkese içgüdüsel olarak boyun eğerler.