Eğer kendinizi adadığınız çalışma, sevginizi zayıflatmaya ya da değerini hiçbir zaman yitirmeyecek basit zevklerden aldığınız hazzı yok etmeye başlamışsa o çalışma mutlaka kural dışı, yani insan zihnine aykırıdır. Bu kurala her zaman uyulmuş olsaydı, kimse uğraşlarının aile sevgisiyle gelen dinginliği bozmasına izin vermeseydi, Yunanıstan boyunduruk altına girmez, Caesar ülkesini kurtarır, Amerika aşama aşama keşfedilir, Meksika ve Peru imparatorlukları yok edilmezdi.
Her gün gördüğümüz ve varlığını varlığımızın bir parçası gibi benimsediğimiz kişinin sonsuza kadar aramızdan ayrılabileceğini, sevdiğiniz o gözlerdeki ışıltının sönüp gittiğini ve kulaklara öylesine aşina ve kıymetli gelen bir sesin susabileceğini, bir daha hiç duyulmayacağına akla kabul ettirmek öyle uzun zaman alıyor ki..
Bu yüzden insanlar güçlerinin büyük bölümünü sadece verimsiz değil, aynı zamanda da zararı olan bir işe harcıyorlar.
Yaşantımızdakı çılgınca satafatın büyük kısmı, örneğin erkeklerin işsiz güçsüz
dolaşmaları, kadınların ise bedenleriyle şehvet uyandıran, ahlaksızlıkları herkesçe bilinen hemcinslerinin modasına
uymaktan kaçınmayan arsızlığı bundan kaynaklanıyor.
Bunun da iyi olmadığı görüşündeyim.
Bu iyi bir şey değildir, çünki aşık olduğu insanla evlenerek ya da evlilik dışı birleşme amacına ulaşmak, ne kadar şiirleştirilirse şiirlestirilsin, tıpkı bir çoklarına en büyük nimet olarak görünen tatlı ve bol yiyeceğe sahip olmak gibi insana yakışmayan bir amaçtır.