Basit bir soruydu. Ne ki, yaşamanın güç yanlarından biri de budur, bu kadar basit bir şey olma- sı. Herkes, aslında, aynı karanlık yolun yolcusu. Bir de, yol en parlak göründüğü zaman en karanlık, en hain ol- duğu zaman, nedense. Kimsenin cennette kalmadığı da doğru. Tabii Giovanni'nin cennetine benzemezdi Jacques'ınki. Jacques'ın cenneti futbolculara açıktı, Giovannininki genç kızlara. Fakat anlaşılan bu hiç birşeyi değiştirmedi. Belki de herkesin bir cenneti vardır, bilmiyorum, fakat insan daha cenneti gördü mü görmedi mi bilemeden kırk satır mı, kırk katır mı gelip dikiliyor karşısına. Sonra, hayat belki de kendi cennetini hatırlaması, ya da unutması için bir fırsattır insanın önünde. Her iki hâlde de, hatırlamak için de unutmak için de, kuvvetli olmak gerek. İkisini birden yapabilmek kahramanlara vergi. Hatırlama yolunu seçenler acıdan, içtenliklerinin hiç aralıksız ayaklar altında ezildiğini görmenin acısından çılgına dönmeyi göze almalıdırlar; unutma yolunu seçenler bir başka çılgınlığın karasevdalısıdırlar, acıyı tanımamanın, içtenlikten nefret etmenin getirdiği çılgınlık! İnsanlar, çokluk, ya hatıralarına bağlı çılgınlar, ya da herşeyi unutmaya bakan çılgınlar oluyor. Kahramanlar sayıyla bu dünyada.