Kitababizbaktik

Okurken Kurulan Bir Sahne
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 20:15
Henrik İbsen, modern tiyatronun kurucularından biri olarak sayılıyor. Norveçli yazardan önce tiyatroda genelde krallar, kahramanlar, büyük laflar ve büyük trajediler varmış. Ne var ki İbsen, bir gün sahneye oturma odasını, kapalı kapıları, evlilikleri, borçları, sırları ve bastırılmış arzuları çıkarmış. Genelde yazdıklarından ötürü insanlar onu kadın hakları savunucusu ya da ilk feminist yazarlardan biri olarak ansa da, İbsen “Ben kadın haklarını değil, insan özgürlüğünü savunuyorum.” diyerek bu tanımlamaya mesafeli kalmıştır. Ayrıca çok disiplinli bir yazar olduğu da söylenmekte. Öyle ki yazılarını her gün aynı saatlerde yazar, cümleler üzerinde defalarca oynarmış. Bir kelimeyi bile rastgele koymazmış. Bu yüzden de oyunlarının sade, net ve derin olduğu yönünde bir görüş varmış efendim. Bunlar, İbsen’le ilgili internetten yaptığım bir araştırmanın aklımda kalan özetiydi. Gelelim kitaba. Ben, çok uzunnnn yıllar sonra ilk defa bir tiyatro metni okudum. Kitap, iki tiyatro oyunundan oluşuyor. Bunlar rastgele art arda değil; İbsen bilerek bu iki oyunu arka arkaya yazmış. Nora,Bir Bebek Evi; Nora ve ailesinin hayatının bir bölümünü anlatıyor; pembe yalanların ortaya çıkmak için kaynadığı bir bölümünü… Nora’yi “küçük, ötücü bir kuş” olarak tanımlayan kocası, Nora’nın pembe yalanı, her olayı sevecen tavırlarla geçiştirmesi, yakınlarının bu hali onun çocukluğuna bağlaması, yalanların ortaya çıkması ve sonunda gelişenler… Hedda Gabler ise yine bir kadın karakter. Ancak Nora ile kıyaslayacak olursak, tamamen zıt bir karakterle karşı karşıyayız. Yine bir ev, yine evlilik, arkadaşlar ve sırlar… Sadece bu sefer Hedda sert, soğuk; kendi duygularını korumak için kendi dışındaki herkesi kontrol altına alan ve ne yazık ki aslında bununla da mutlu olmayan bir
Edebiyat
Nora, Bir Bebek Evi - Hedda GablerHenrik Ibsen · Mitos Boyut Yayınları · 2011186 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okuması Kolay, Taşıması Zor:Kurgu Ama Fazlasıyla Gerçek Bir Kitap
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 21:46
Bu kitabı neredeyse iki günde bitirdim. Hatta bir günde bitecekti, ama son iki-üç hikayeyi bilinçli olarak bıraktım. Çünkü okuduklarım öyle sertti, öyle gerçekti ki kafam patlayacak gibi hissettim, midem bulanır gibi oldu. "Artık zorlama" dedim kendi kendime. Enríquez’in dili inanılmaz akıcı. Cümleler öyle güzel akiyor ki sürekli “bir hikaye daha, bir hikaye daha” diyorsun. Kitap elbette bir kurgu; ama kurgunun içinde hayattan öyle çok şey var ki; internette okuduğum, duyduğum, başkasının başına gelen, televizyonda izlediklerimiz, kendi yaşadıklarımız … Enríquez bunları kendi bakışıyla öyle çıplak, öyle net yazmış ki insanın ruhu sarsılıyor. Hiç süs yok, hiç güzelleme yok. Bam bam bam, karşına koyuyor. Ve bu, ruhum için birazcık ağırdı. Kitabı okuduktan hemen sonra 8 puan verdim. Ama bu, kitabın eksikliğinden değil; okuduklarımın ruhumda yarattığı ağırlıktan. Yine de yazarı merak ettim, diğer kitaplarını okumak istiyorum. Sadece bu sefer bir günde değil biraz daha yavaş :) Bu kitabı okumak kolay değil. Ama akıcılığı, kalemi ve cesur anlatımıyla çok çok çok etkileyici. Eğer okursanız, kendinizi hazırlayın. Bu sadece bir korku kitabı değil; gerçekliğiyle yüzleşmek gibi.
1000Kitap
Yangında KaybettiklerimizMariana Enriquez · Domingo Yayınevi · 2024413 okunma
8/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 19:05
Bir ofis, dört insan ve 800 sayfa. Bunu yazar nasıl sıkmadan anlatabilmiş, hala düşünmeden edemiyorum. Ama okurken hiç sıkılmadım. Yanlış bilgi vermeyeyim, tabii ki arada dışarı çıkıp başka insanlarla tanıştık ama genel olarak temel bu ofisti. Kitap dört ana karakterin ağzından anlatılıyor ve her seferinde o karakterin hikayesini dinliyorsun. Bir seferinde şaşırıyorsun, bir dahakine hak veriyorsun. Bu anlatım şekli bence çok etkileyiciydi. Karakterlerin iç dünyalarını anlamak, yalnızlıklarını, korkularını, sevinçlerini hissetmek… Özellikle mobbing olayını bir karakter üzerinden o kadar iyi anlatmış ki, insanların “iyilik” adı altında ya da kendini korumak için yaptığı kötülüğün bir insana nasıl zarar verdiğini, yaşam enerjisinin nasıl gittiğini hissettim Bunun dışında, kitapla ilgili hoşuma giden bir diğer taraf tarihi olayları tekrar “bakayım” diyerek araştırmaya yönlendirmesiydi. Kitabın arkasında anlatılan tarihi olaylar (ki kitap Kopenhag’da bir soykırım araştırmaları merkezinde geçen olayları anlatıyor) insan davranışlarını görmek ve araştırmak için de bir fırsat sundu. Bir yandan tarihin en büyük vahşetleriyle yüzleşiyorsun, bir yandan da bunları analiz eden insanlar nasıl böyle davranabilir diye düşünüyorsun. İstisnayı okurken kim haklı, kim haksızdan çok, ben nerede duruyorum? sorusunu sordum. Sırf bana bu soruyu sordurduğu için bile, kitabın üstümde kalan ve unutamayacağım bir kitap olduğunu anlıyorum. Ve bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Bence okuyunuz efenim, herkese iyi okumalar...
1000Kitap
İstisnaChristian Jungersen · Ayrıntı Yayınları · 2021130 okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Ortalama 70 sayfalık bu kitaba bir inceleme yazısı yazmak istedim ki Dolaptan Temaşa benim Ahmet Mithat Efendi ile ilk tanıştığım kitaptı ve bitirdiğimde dedim ki bu ilişki burada kalmayacak; öyle de oldu. Umarım daha da çok karşılaşırız. Kitabın arkasını okuduğumda dönemin yaşayışını anlatan kısa bir hikâye okuyacağımı sanmıştım. Evet, onu yaptı ama bir de cinayet işlendi… Şimdi neler olacak diye heyecanla okurken; Leyla’nın o üzerindeki kıyafeti, güzelliği, Behram Ağa ve arkadaşlarının halleri ki Behram Ağa’nın hali beni çok güldürdü, bir yeniçeri olan Zorlu Mustafa’yı, dövmelerini, Allah Allah on metre pazularını, Paşalı Ahmet’in o kibar, nezih hali ve bir o kadar acımasızlığını, küçük kediciğin vefası ve cesurluğunu, helva sohbetlerini, mahalle kahvehanelerini, dönemin kıyafetlerini, eğlenceleri, saçmalıklarını bir dolabın içinden gülerek bana da temaşa ettirdi. İyi ki okudum, iyi ki tanıştım; siz de okuyun, o anlatır. :)
1000Kitap
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,617 okunma
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 01:17
Kalpazanlar bittiğinde aklımda net bir duygu yoktu. Zaten bir kitabı bitirdiğimde tek bir kelimeyle tanımlayabilmeyi de beklemiyorum ama yine de içimde bir duygusal tarif arayışı oluyor. Kitabı kapattığımda ilk düşündüğüm şey şuydu: “Vay be… ben ne okudum şimdi?” Okuması benim için kolay bir kitap değildi. Bazen geri dönüp sayfaları tekrar okudum, bazen tek bir cümlede durup uzun uzun düşündüm. Bazen de kendime hayret ettim. Aslında beni en çok etkileyen şey de buydu: O kadar ters bulduğum bir fikirle karşılaşıp, bir an için onu haklı bulmam, sonra “hayır ya” deyip geri çekilmem. Ahlakla, aileyle, ne bileyim hayatla ilgili sınırlarımı gevşetip sonra tekrar sıkması. Karşı olduğum bir şeye masumane bir yakınlık hissedip, ardından yeniden dalgalanmam. Kitabı yaklaşık on günde okudum. Bazen kısa kısa, bazen daha uzun okumalarla. Daha uzun bir sürede de okunabilir bence, sakin ve yavas okumak bu kitap icin ideal geldi bana. Bu arada , romanın içinde romanın yazılış sürecinin kısa ve ara ara anlatılması da bana çok ilginç geldi. Evet, bu kitabın ana konusu değil ama başka bir yerde yayinlanabilecek ya da anlatılabilecek bir şeyi metnin içine bu kadar doğal yedirmesi bana çok farklı geldi ve heyecanlandım garip bir sekilde değişik bir sey okuduğum icin Düşündürdü, hak verdim, “bu ne şimdi” dedim, sonra “ama böyle de olabilir” diyerek devam ettim. Beni ikna etti mi? Etti. Sonra geri aldı mı? Aldı. Böyle devam edip gitti... Güzel ve zordu...
1000Kitap
KalpazanlarAndré Gide · Kapı Yayınları · 2025857 okunma