‘’Kötülüklere uydukça şansının açılacağını sanma.’’ Mevlâna
"Kötülük etme fırsatı, insanın karşısına günde yüz kere çıkar; iyilik etme fırsatı da yılda bir kere." Voltaire
DCIF yani Danimarka Soykırım Merkezi’nde çalışan dört kadının zalimlikler, bencillikler, kıskançlıklar, sinsilikler ve hainliklerle örülü gündelik yaşamlarında, bir zaman gelir, bir şeyler yokuş aşağı gitmeye başlar, herkes ölüm tehdidi almaktadır. Bu tehditler bir savaş suçlusundan mı gelmektedir, yoksa içlerinden biri mi bu e-postaları göndermektedir?
***
1) DOSTLUK
Kelebek etkisini hepimiz biliriz. Bu kitapta bir karakter var, onun yaptıklarına kelebek etkisi diyemiyorum, at yelesi etkisi olabilir. Ama atları seviyorum, en iyisi dinozor dönüşü etkisi olsun. Zihninizde bir dinozorun aniden arkasından gelen sese bakmasını hayal ediniz, işte o. Kelebek gibi narin at gibi asil bir güzelliğin, bu karakter için kullanımını reddediyorum.
Yıllarca yakın bir arkadaştan öte, ömür boyu süreceğine inandığınız bir dostluk kuruyorsunuz. Her zor anında yanında oluyor, bir insanın ailesinin yapabileceği bir özveriyle destek oluyorsunuz. İnsanlar, yardım ettikleri kişilere karşı sempati duyarmış, belki de sırf sempati duyduğunuz için karşınızdaki insanın sivri hatalarını dahi görmezden gelebiliyor, kara vicdanlı olduğunu zaman zaman başka insanlara olan niyetinden fark ettiğiniz bu insanla arkadaşlığınızı sürdürüyorsunuz. Yanınızda olanın bir gün karşınızda olabileceğini hesaba katmıyor, o, her şey sadece onun hakkıymış gibi davranırken, bu konular hakkında pek düşünmüyorsunuz. Çok büyük davranışlardan bahsediyorum, fark edilmemesi mümkün olmayan türde. Herkese salladığı hançeri, size doğrulmuş görene kadar, görmezden geldiğiniz gerçekler suratınıza çarpılıyor. İşte tam o an, inciniyorsunuz. Her insan birçok