Genç çiftin el ele çıktığını gören diğerleri gayriihtiyari onlara yol verdi, böylece hiç planlanmadığı halde yeni evliler ölüm yolculuğunu başlatmış oldular. Her gün üzgün bir grubun gidişini görmeye alışmış olan sokaktaki insanlar o sabahki gruba şaşkın şaşkın baktılar, çünkü grubun başındaki iki insan; genç bir subay ve başında çiçeklerden gelin tacı taşıyan genç kadın öyle inanılmaz bir neşe ve neredeyse mutluluğa benzer bir güven yayıyorlardı ki etrafa, en duygusuz gönüller bile derin bir saygıyla eğiliyorlardı karşılarında. Fakat diğer hükümlüler de, o güne kadar ölüme giden diğer hükümlüler gibi ayaklarını sürüye sürüye yürümüyorlardı ölüme, hayır, her biri en önde giden iki gence bakıyordu, arzuları üç kez beklenmedik şekilde gerçekleşen bu genç çifte, alev alev yanan bir arzuyla, çaresizce sarıldıkları bir güvenle bakıyordu; bir kez daha, son bir kez daha bu iki genç için son bir mucizenin hem onları hem de kendilerini kaçınılmaz sondan kurtaracağını ümit ediyorlardı.