Hayır, o korku, biliyorum, tanımlanamaz: O kadar korkunç bir şekilde üzerime geldi ki, bitkin bir şekilde geri yığıldım. Fakat bu, olan biteni anlamadığım ve gerçekten kendimden geçtiğim anlamına gelmemeli, tam tersine şimşek hızıyla her şeyi hatırladım, ancak açıklayamadım, kendimi birdenbire tamamen yabancı bir insanla, yabancı bir yatakta ne olduğu belirsiz pis bir yerde bulduğumda, duyduğum tiksinti ve utanç nedeniyle sadece tek bir şey istedim: ölmek.
“İşte, en ağır şeyi söylemiş oldum. Umarım bana inanıyorsunuzdur, kutsal olan her şey üzerine, şerefim ve çocuklarım üzerine yemin ederim ki, o saniyeye kadar bu yabancı ile bir… bir ilişki kurmayı aklımın ucundan bile geçirmemiştim, evet, gerçekten de asla kendi isteğimle değil, düz yolda giderken yolumu kaybetmiş gibi birdenbire varlığımla bu durumun içine, bilincimin dışında itilmiştim sanki. Size ve kendime dürüst olacağıma dair yemin ettim, bu nedenle tekrar ediyorum, sadece yardım isteğiyle, başka hiçbir nedenle, kişisel bir duyguyla, bir arzuyla ya da bilerek bu trajik maceraya sürüklenmedim.
Aylin inatçı düşündüğünü yapan tuttuğunu koparan Sevgi dolu bir psikiyatrist. O amerikan ordusunda bir yarbay. 4 ayrı evlilik yapmış hiç çocuğu olmamış gururlu bir kadının hayatı
"Sana alkoliklerin hırsız olduğunu da kim söyledi?" dedi teyzem. "O gördüğün adam bir insandı Tayibe.
Üstelik görmüş geçirmiş, üniversitenin yarısından terk, filozof bir adamdı. Hayat onu bu yola itmiş. Burası Amerika, başaramayınca, baba evine dönüp, annenin etekleri arasına sığınamıyorsun, bizde olduğu gibi.
Böyle, sokaklara düşüyorsun işte."