Maximus

Maximus
@Kitabseven
Saqi! Dolanım başına, mey camını gəzdir, Sərməst olum, başıma meyxanə dolansın. Ol zülfə könül vermə, deyirlər mənə, əl çək, Onsuz necə bəs bu dili-divanə dolansın?
Tanrısal sevgi, buydu! Bu böyle olunca, çağdaş insanlar gösteriye öfkelenmekte haklıydılar; bir gösteriden başka bir şey değildi bu çünkü. Birtakım ozanların söylediği gibi, insanı düşünen bir varlık olarak yaratan, bununla birlikte, onu bu gülünç durumu almaya zorlayan bu gülünç gösteri ardında kör bir özlemle koşturan Tanrıda uğursuz bir alaycılık olmalıydı. Mauppasant bile bayağı bir düşüş olarak görmüştü bunu. İnsan cinsel birleşmeyi hor görüyor, ama gene de ondan vazgeçemiyordu.
Sevgi
Reklam
Kimi insanlar kendilerine inat evlenirler, çünkü herhangi bir şeyde umut kırıklığına uğramışlardır. Böyle evliliklerin başarısızlıkla sonuçlanmasına da şaşmamak gerekir.
Evlenmek
Soğuktu, öksürüyordu. Tepeden buz gibi bir rüzgâr esiyordu. Kadını düşündü. Şu anda onun sıcaklığını kollarında duyabilmek, onunla aynı battaniyeye sarınıp uyumak için geçmişteki gelecekteki bütün varını yoğunu bağışlardı. Onu kollarında tutabilmek, ona sarılıp uyumak, yalnız uyumak için, bütün ölümsüzlük umudunu, geçmişten edindiği her şeyi bağışlardı. Duyduğu tek gereklilik, onu kollarına alıp uyumaktı
Düşünmek
Şu yaşlıların tuttuğu yol çok korkunç doğrusu! Gençlerden kat kat daha kötü bunlar, üstelik daha tiksindirici. Bana sorarsanız hep sinemaların sonucu bu durum. Ama bağlasanız durmuyorlar. Her zaman söyledim durdum: güzel, öğretici bir filme git gideceksen, ama bu acıklı aşk filmlerinden uzak dur. Diyelim ki çocukları uzak tuttun! Ama yaşlılar çocukları da geçiyor: kırktan sonra saza başlayanlar. Ahlâktan söz ediyorsun! Kimse kulak asmıyor. Canları ne isterse yapıyorlar, üzerlerine vardıkça daha da azıyorlar. Ama bugünlerde burunları kırılıyor biraz, maden ocakları iyi çalışmıyor, azacak paraları yok ceplerinde. Ama dırdırdan da geri kalmıyorlar, korkunç bir şey, hele hele kadınlar. Erkekler hep iyi, sabırlı! Ne yapsınlar zavallı adamcağızlar
Yaşlılar
Çünkü taşlama bile duyguları paylaşmanın bir biçimidir. Gerçekte, yaşamamıza yön veren şey, duygudaşlığımızın coşmasıyla yatışmasıdır. Gerektiği gibi ele alınırsa, romanın önemi de hurdadır. Roman, duygudaşlık bilincimizi aydınlatabilir, yeni yerlere yöneltebilir, ölü olan şeylerden de uzaklaştırır. Dolayısıyla gerektiği gibi anlaşılırsa, roman, yaşamın en gizli yerlerini bile göz önüne serebilir: çünkü duygusal bilincin dalgaları, her şeyden önce, yaşamın gizli kesimlerinde, kabarıp çekilmek, aranıp yenilenmek zorundadırlar.
Duygu