Mücadele etmek, kazanmak umrunda değildi, bir yere varmayı, bir yerde kalmayı dert etmiyordu. Su birikintisine düşen yaprak gibi kendini akışa bırakmıştı.
Öylece birlikte oturuyorlardı. Çünkü birbirlerinin yokluğuna tahammül edemiyorlardı. Oysa çoğu kez birbirlerinin varlıklarından da rahatsız oluyorlardı.