Hayat koşturmacasına ufak bir mola vermek isteyenlere masal tadında, nahif bir öykü
Doğaüstü unsurların bolca yer aldığı (ki okurken hiç de abes gelmiyor), iyi ile kötünün savaşını merkeze koyan keyifle okuduğum fantastik bir eserdi.
Kitabın çevirmeni ön sözde der ki:
‘İnsan yaşamında hayal gücünün en etkin olduğu çocukluk evresinde, bir ormanın taze toprak ve reçine kokusunu içine çekerek ağaçların arasında koştururken, kuşların şarkılarına eşlik etmenin, rüzgârlarla konuşmanın, ağaçlarla şakalaşmanın ve ormanda yaşayan diğer kanatlı, dört ayaklı, kemirgen ya da sürüngenlerin arasında sonsuz huzur bulan insanlığın masumiyet çağı ne zaman kapanır? İnsan hangi yaşta büyür? Ve bizi büyüten asıl şey nedir? Orman neyin sembolüdür?..’
Konuşan orman canlıları, insan ya da hayvana dönüşebilen ağaç cinleri, iyi ya da kötü olmayı seçen rüzgârlar ve insanlar.. Ben çok sevdim.