Ah keşke bir halk ormanları tutuşturmak yerine çitlerini yakabilse! Yarısı yakılıp kül edilmiş çitler gördüm, kırın ortasında çitlerin uçları yok olup gitmişti ve gözü dünya malından başkasını görmeyen pintinin biri, yanına aldığı kadastrocuyla birlikte arazisinin sınırlarını arıyor; cennet ayağına gelmişken etrafında mekik dokuyan melekleri görmeyip bu yeryüzü ortasında çitini çakacağı eski bir kazık çukuruna bakınıyordu. Tekrar baktım ve onu cehennemi andıran bir bataklığın ortasında, etrafı cehennem zebanileriyle kuşatılmış halde gördüm,
New Orleans.
hayatımı rahatsız edilmeden
boşa harcayabilirdim
sıçanları saymazsak.
küçük ve karanlık odamdaki
sıçanlar hiç memnun kalmazlardı
odayı benimle paylaşmaktan.
iri ve korkusuzdular
göz kırpmayan
bir ölümden söz ederdi
bana diktikleri
gözleri.
her yerdedirler
ve burunlarını her şeye sokarlar
bu dehşetli
mutsuz
ruhlar.
korkuyorlar
aslında,
asla haksız konuma
düşmek istemediklerinden
açarlar ağızlarını
yumarlar gözlerini ...
türün
bir
hastalığıdır
bu.