Jack London, Maksim Gorki, John Steinbeck vs. hiç kuşkusuz yazar olarak görüşlerini gerçeğin analizini içeren bu kitap veya benzerinden aldıkları gıdalarla geliştirmişlerdir. Yazar burada ele aldığı konuları iş yaşamındaki aksaklıklardan yola çıkarak irdelemiştir. 3 saat çalışmak herkes için mümkün ve adilken 12 saat ve üzeri iş günü neden vardır? Bunların açıklamaları (izahatleri) yanısıra şuna benzer sorular sorduruyor: Aşırı üretim varsa neden kitlesel açlık vardır? İşçilerin yerine makineler üretebiliyorsa uzun çalışma süreleri neden vardır? Kitabın başlangıcında çevirmeni Vedat Günyol'un, 'BAŞSÖZ YERİNE' adlı yazısından bir alıntıyla bitiriyorum. - Lafargue, çalışmaya değil, insanı insanlıktan çıkaran aşırı çalışmaya karşı savaşıyordu. Ona göre, 19. yüzyıldan beri işçi sınıfının başına bela olan şey "aşırı çalışma"ydı. Bu tempo, işçileri her türlü düşünsel yozlaşmaya, organik rahatsızlıklara götürüyordu. Bu yalnızca bir kötülük değil, aynı zamanda delilikti. İşte Lafargue, işçileri, bellerini büken bu delilikten kurtarmaya çalışıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
tembellik, yani boş zaman hakkını Rousseau dile
getirmiştir. 1758 tarihli d'Alembert'e Mektup adlı
yazısında:
"Halkın, ekmeğini kazanmak için harcadığı
zamandan başka zamanı yoksa, yazık. Ekmeğini
sevinçle yiyebilmesi için de zamanı olması
gerek. Yoksa, uzun süre kazanamaz olur
ekmeğini. Halkın çalışmasını isteyen şu adaletli
ve iyiliksever Tanrı, onun dinlenmesini de ister.
Doğa da halkın aynı zamanda çalışmasını ve
dinlenmesini; didinmesini, aynı zamanda da haz
duymasını ister. Çalışmaya karşı duyulan
tiksinti, yoksul insanları çalışıp didinmekten
daha çok bunaltır."