Kültür bütünlüğü zedelenmiş, kendine inancı sarsılmış, milli ilkelerini, doğruları ve yanlışları şaşırmış zayıf toplumlar bu küresel boyutlu mücadele içinde en kolay inanan ve yıkılanlardır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkiye adı, bazıları bugün bize şaşkınlık veren kimi anlamlar kazanmıştır. Örneğin Marco Polo, Küçük Asya’ya (Anadolu) Türkomanlar ya da Türkmenler, yani göçebe Türkler ülkesi anlamına gelen Türkmenistan, Lobnor’dan Kaşgar’a yani Çin Türkistan’ına “Büyük Türkiye” adını vermiştir. İbn Batuta ise Anadolu’ya “el Türkiye” diyecektir. Arap tarihçi ve coğrafyacılar da Türklerin sayıca az olmalarına karşın, Memluk Mısır ve Suriye’yi 1917’ye kadar “Devlet-ül Türkiye” yani Türklerin Devleti adıyla anacaklardır.
Hugo’nun ünlü “Bir Türk geçmeye görsün bir yerden, geride sadece yas ve harabe kalır!” deyişinin tamamen yalan olduğunu görmek için Anadolu’yu dolaşmak yeterlidir.