Oktay BAKIRCIOĞLU

Puan vermedi·184 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2020 00:03
·
2020 73. kitabı
·
Amin Maalouf
8.4/10 · 40,2bin okunma
Reklam
Osmanlı ve İran Devletlerinin Yıkılışında Batının Rolü
5/10
·318 syf.··
2019 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2019 18:00
·
Kitap iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde Ömer Hayyam'ın yaşadığı düşünülen döneme ilişkin tarihi olaylardan yola çıkılarak tamamına yakını kurgu şeklinde yazılan bir roman. Burada Ömer Hayyamın şiirleri işlenmiş ancak günümüze kadar orjinal Ömer Hayyam şiirleri elimize ulaşmamış olup, ortalıkta dolaşan ve Ömer Hayyam'a atfedilen şiirleirn hangileri Ömer Hayyam'a ait, hangilerine kleme yapılmış hangilerinin ise Ömer Hayyam ile ilgisi yok bilemiyoruz. Ancak, şunu biliyoruz ki, batıda Ömer Hayyam'ın en sevilen şiirleri aslında ona ait olma ihtimalini dahi görmediğim içkinin, kadının, zevkin bolca geçtiği şiirlerdir. Onların derdi üzüm yemek değil, üzümün ekşi suyunu içmek yani. Kitabın ikinci bölümünde de, yazar aslında Osamnı Devleti ile eş zamanlı yıkılmaya başlayan İran Devletinin başına gelenlerle, Osmanlı Devletinin başına gelenlerin nasılda aynı olduğu, hatta 1877, 1909 gibi tarihlerde hem Osmanlı Devletinde, hem de İran Devletinde olan olayların bire bir tıpatıp aynı olduğu ve her ikisinde de yabancı devletlerin rolü, Başta İngiltere, A.B.D. (İran'da Rusya'da oldukça aktif) iyice gözler önüne seriliyor. Osmanlı'da Jön Türklerin, İT Takımının (İttihat ve Terakki Cemiyeti) nasılda acemice yabancıların aşağılık emelleri, ideallaeri uğruna oyuncak olduğunu biliyorsak aynı şeyin İran Devleti içinde geçerli olduğunu bu kitapta görüyoruz. Gerçi yazar kitapta, misyoner okulundaki öğretmeni, Ömer Hayyam hayranı gezgini, batı uşağı İranlı arkadaşı oldukça kahraöan gibi göstermeye çalışsa da, kimin ne mal olduğunu anlayan anladı zaten.
Roman
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Hayırlı İşler, Bol Kazançlar Gülten Ablam.
7/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 06:00
Yzarın Madalyonun İçi isimli kitabının tutmasının akabinde kaleme aldığı ikinci kitabı. Bu kitabın tamamı cinsellik kaynaklı sorunları olan hastalara ayrılmış. Kitapdaki kişiler ve olaylar tamamen hayali. Ancak, hastalıklar ise gerçek. Kitaba ilişkin en büyük eleştirim, yazarın seküler bir dünya bakışına sahip olması, bu dünyaya oldukça önem verirken diğer dünyayı ise olabildiğince ihmal etmesi ve de doğru olanın bu imiş gibi yansıtmaya çalışması beni rahatsız etti. Örneğin, bir genelev kadını için, çok şükür kötü patronlarından kurtuldu, kendi genelevini açtı, orada değişik hayat kadınları çalıştırıyor ve kendisi artık çok mutlu gibi ifadeler yazarın bakış açısını ortaya koyuyor. Ya da, tedavi etttiği genç erkek hastasının, artık aynı anda 3 ayrı kızı idare edebildiğini, onlarla çok rahat tek gecelik cinsel birliktelikler yaşayabildiğini ve bunun oldukça sevindirici bir gelişme olduğunu ifade etmesi gibi. Ya, Gülseren ablam, sevindiğin, mutlu olduğun, gururlandığın şeye dinde "Zina" deniyor, haberin vardır umarım. Ha birde, zaten kitabında yer alan olayların kaynağına bak. Tamamına yakınında alkol var, zina var. Aslında cevabı biliyorsun ama doğruyu göremiyorsun ya da görmek istemiyorsun. Seküler düşüncelerden kaynaklı bir çok sorunun çözümü uhrevi yollardadır. Maneviyatı ön plana almayan bir zihniyet, kadınlarla cinsel birliktelik yaşamakta sorun yaşayan genç bir erkeği "çok şükür tedavi ettik, artık haftada üç kız birden düzüyor" diye sevinir. Ondan sonra da, Gülten ablamız gibi psikiyatristlere yeni yenş müşteriler çıkar. Bu birliktelikte bulunan kızların ilerde yaşayacağı travmlar, bu kız ve erkeklerin anne-babası, kardeşleri olmak üzere, yakınlarının yaşayacakları travmlara ve de en sonucusu bu tür "Zina"lardan sonra ortaya çıkacak "Haramzadelerin" doğduktan
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma