Lise'de okurken, dine, örf adet ve geleneklere karşı olduğunu sık sık dile getiren bir hocamız sürekli "Bilim ne diyorsa o doğrudur" şeklinde kimi afilli cümleler kurar, örf, adet, gelenek ve dini inanışları hep aşağılardı. Bir gün yeni doğan bebeklerin hafif bir tuzlu su ile yıkanıp yıkanmayacağı konusunda, örf adet ve ananelerimizi, halkımızı, atalarımızı aşağılıyor ve "Cahillik işte, bilim kesinlikle tuzlu suyla yıkanmaz diyor, bizim cahil milletimiz ise ısrarla yeni doğan çocukları tuzlu suyla yıkıyor" diyordu. Bilimin iddia ettiği hususun doğru olduğuna yüzde yüz emindi. Ben de, sinirli bir şekilde "Atalarımız yapmışsa bir hikmeti nedeni vardır, doğrudan yabana atmayalım, bir araştıralım, bu bilim dediğiniz şey de mutlak doğrulardan oluşmuyor ya, belki de, sizin çok yücelttiğiniz bilim adamları yanılıyor. Ben bu konuda gönüllü olarak dönem ödevi almak, yazdığım dönem ödevini de tüm sınıf huzurunda okumak istiyorum" dedim. Talebim kabul edildi. Hazırlamış olduğum ödevi sınıf huzurunda okurken özetle "Bilim adamı Sigmunt Freud, kokaini tıp alanında kullanmaya başlar ve halka "muhteşem bir şey, harika bir ürün" diye duyurur. O dönem, gazete reklamlarında bir çok çikolata, şekerleme vb. ürünler, "mamüllerimiz kokainlidir" şeklinde yer alır. Bir bilim adamının sözüyle galayena gelen insanlar çok daha sonraları anlarlar, kokainin bağımlılık yapan bir uyuşturucu madde olduğunu. Diğer bir konu ise, 1960'lı yıllarda bilim, bebeklere ilk altı ay bebek maması verilmesini emrediyordu. Hatta, Türkiye'de sağlık kuruluşlarında bu yönlerde hazırlanmış afişler vardır. Daha sonrasında, bebekler için, özellikle ilk altı aylık dönemde anne sütünün yerini hiç bir şeyin tutamayacağı anlaşıldı ve sağlık kuruluşlarındaki afişler "İlk altı ay bebeğinize sadece annne sütü verin" şeklinde