Dünyada bu kadar çok boş yer olduğu halde,
var olabileceğin,
sana fazlasıyla yetecek ufacık bir yer bile bulamazsın.
Sesleri aradığında, karşına çıkan sessizlik olur. Sessizliği arzuladığındaysa durmak bilmeyen kehanet başlar. O ses, zamanı geldikçe, senin kafanın içindeki gizli düğmesine basar.
Yüreğin, uzun yağmurlarla taşan ırmaklara döner. Yeryüzündeki tüm işaretler o selin altında kalmış, karanlık bir yerlere sürüklenmiştir.
“Evet, aynen böyle, benim yüreğim de böyle işte”
Sen ve ben, biz ikimiz dünyanın kendisiydik ve dünya daha önce hiç olmadığı kadar büyük ve güzel görünüyordu. Ah keşke hayatta olmak için değil de, kendi hayatımızı yaşayabilmek için ikimize ait sekiz günümüz daha olsaydı.