Ehلus Sûnne

Ehلus Sûnne
@Kitap_Cerrahisi
{Hanbeli} Okumayı zevk değil akîde meselesi görenlerdenim. Kur’ân ve Sünnet merkezli okur ve yazarım. Kalemim süs için değil; hakkı ayırmak, bâtılı teşhir etmek içindir. Popülere değil, hak olana meylim var.
Ömer b. el-Hattab'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bedir savaşı günü Allah Resülü sallallahu aleyhi ve sellem ashabına baktı. Onlar üç yüz küsûr kişiydiler. Müşriklere baktı, onlar binden fazla idiler. Allah Resülü sallallahu aleyhi ve sellem kıbleye yöneldi sonra kollarını uzattı. Üzerinde abası ve izarı vardı. Şöyle dua etti: "Allah'ım! Bana vaat ettiğin nerede? Allah'ım! Bana vaat ettiğini yerine getir. Allah'ım! Eğer İslâm ahalisinden şu topluluğu helâk edecek olursan, yeryüzünde bir daha sana ibadet edilmez." Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, Rabbinden o kadar çok yardım isteyip dua etti ki, sırtından abası düştü. Ebû Bekir yanına gidip abasını alıp giydirdi. Sonra arkasından ona sarılıp "Ey Allah'ın Peygamberi! Rabbine olan yalvarman sana yeter. Kuşkusuz O, vaadini yerine getirecektir" dedi. Ardından "Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da 'Ben size, bir biri ardınca bin melekle yardım ediyorum' diye cevap vermişti" âyeti nazil oldu. O gün karşılaştıklarında Allah, müşrikleri yenilgiye uğrattı. Onlardan yetmiş kişi öldürüldü, yetmiş kişi de esir edildi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ali ve Ömer ile istişare etti. Ebû Bekir "Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar (esirler) amca, aşiret ve kardeş oğullarıdır. Onlardan fidye alman görüşündeyim. Onlardan aldıklarımız, kafirlere karşı bizim için bir güç olur. Belki de Allah onlara hidayet bahşeder de bizim için destek olurlar" dedi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem "Sen ne dersin ev Hattab'ın oğlu?" diye sorunca, Ömer şöyle dedi:** "Allah'a yemin olsun ki ben, Ebû Bekir'in görüşünde değilim. Fakat ben, öyle düşünüyorum ki falancayı - Ömer'in bir yakını idi- bana ver de boynunu vurayım. Ali'ye Akil'i ver, boynum vursun. Hamza'ya falanı -kardeşini- ver boynunu
Sayfa 147·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aman tepki verme, görmezden gel..
Sana dokunmadı ya yılan, bin yaşasın. İnsanın canını ve izzetini koruyamayan, hayvan seviyesine indirgeyen beşeri yasaların yetersizliği ortadayken; daha ne olması gerekiyor da bu acı gerçek fark edilecek? Bir çocuğun canı tehlikeye girmeden, bir masum zarar görmeden akıllar başa gelmeyecek mi? İlla senin çocuğun mu ölmeli? İnsanla hayvanın hakkını aynı terazide tartan bir anlayışın, insan hayatını korumakta ne kadar aciz olduğu daha nasıl anlaşılacak?
Alt kat batarsa, üst kat yüzmez!
Nu'mân İbni Beşîr (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın sınırlarını gözetenler ile bu sınırları çiğneyenlerin durumu, bir gemide kurayla alt ve üst kata yerleşenlerin durumu gibidir. Alt kattakiler su alırken üst kattakileri rahatsız etmemek için gemiyi delmek istediklerinde, eğer üst kattakiler buna engel olmazsa herkes helak olur; ellerinden tutarlarsa hem kendileri hem de onlar kurtulur." Adaletsizlik büyüdüğünde bu bir kesimin meselesi olmaktan çıkar; herkesin sonunu hazırlar. Bugün sessiz kalanlar, yarın o suyun içinde boğulacak olanlardır. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyenler iyi düşünsün..
"Benim dinim akıldır" demişsiniz ama tarihten bahsederken kullanmadınız heralde dininizi. Daha petrolün 150–200 yıllık bir mesele olduğunu hesaba katmadan koca bir medeniyeti petrole bağlamak… Bu, akıl değil; ezberdir. "İnancım üretmektir" demişsiniz, güzel söz, güzel slogan ama üretimi sadece bugünkü fabrikalarla ölçerseniz, dünün ilmini yok sayarsınız. El-Harezmi’yi, İbn Sina’yı, İbn el-Heysem’i yok sayarak "kimse üretmedi" demek, üretimden çok cehalet üretmektir. "Bir halkı zenginlik değil ilkesi ayakta tutar" diyorsunuz. Doğru. Ama o ilkenin adı asırlarca bu coğrafyada İslam’dı. Abbasi Altın Çağı petrolle değil, ilimle yükseldi. Yani farkında olmadan savunduğun şeyi yine İslam medeniyetiyle tarif ediyorsunuz. "Bilim sonsuzdur" diyorsunuz ama bilimin tarihini kesip biçiyorsunuz. Avrupa’nın yükselisinde İslam medeniyetinin etkisini görmezden gelip sonra "bilim" diye nutuk atmak… Bu biraz, başkasının yaptığı yemeği yiyip "ben yaptım" demeye benziyor. (Tamam biz inandık siz yaptınız) "Onurunuzu satmayın" demişsiniz. Yine güzel slogan ama bir milleti toptan aşağılayıp sonra "onur"dan bahsetmek… İşte asıl ironi burada. Metin sloganlardan oluşuyor ama içi boş. Aklı din ilan etmekle akıllı olunmuyor; biraz okumak gerekiyor.

Felsefe Parrhesia

@kutsalkitap07
·
Benim Dinim Akıldır, Benim İnancım Üretmektir. (Meâlen)
DÜŞÜNCE ATÖLYESİ: Bir Halkı Ayakta Tutan Zenginlik Değil, İlkesidir. ( Tefsir ) Bir Halk, Zenginliğiyle Değil; Bilinciyle, Şuuruyla, Bilime Verdiği Değerle, Üretim Gücüyle, Halkının Refah Seviyesiyle, Adaletin Sağlamlığıyla Ve İlkeli Duruşuyla Ölçülür. Çünkü Servet Geçicidir, Ama Bilinç, Şuur Kalıcıdır. Petrol Elbette Bir Gün Tükenir, Ama Bilim Sonsuzdur. Zenginlik Kapıları Açabilir, Ama İlke Ve Adalet Bir Milletin Onurunu Ayakta Tutar. ( Onurunuzu Satmayın ) **Bir Toplum, Zenginliğini Akılla Değil Servetle Korumaya Çalışırsa, Eninde Sonunda Kendi İnancını Da Pazara Çıkarır. ** 1.) Maksadımız Düşünceyle Zihinleri İnşa Edelim. Çünkü Düşüncesi Olanlar Vicdanı Aydınlatır. 2.) NOT: 8. ve 13. Yüzyılları Çıkaralım Son 7 Asra Bakalım... 3. NOT: Işıklar İçinde Uyu Üstad.
Duygu ve Düşünce
Bitmeyen "ne zaman evleneceksin" kavgaları bitirdi beni.