{Hanbeli}
Okumayı zevk değil akîde meselesi görenlerdenim. Kur’ân ve Sünnet merkezli okur ve yazarım. Kalemim süs için değil; hakkı ayırmak, bâtılı teşhir etmek içindir. Popülere değil, hak olana meylim var.
İbn Vehb'in Mâlik'ten rivâyet ettiğine göre, Mâlik'e:
'Sika bir kimsenin, Rasûlullah'ın ashâbından naklettiği bir görüşü esas alan için bunu bir genişlik olarak görür müsün?' diye sorulmuş, o da:
"Allah'a yemin olsun, doğruya isabet edinceye kadar hayır. Hak/doğru olan sadece tektir. Birbiriyle çelişen her iki görüş de hak olmaz" diye cevap vermiştir.
Ali b. el-Hasen b. Şakîk şöyle rivayet etmiştir:
"Abdullah'a (İbnu'l-Mübarek),
'Muhammed (s.a.v.)'in ashâbının ihtiläfı hakkında, hepsi de doğru mudur?' diye sordum. Şöyle cevap verdi:
"Doğru tektir. Umarım hata etmelerinin günahı insanlardan kaldırılmıştır." Bu defa ona:
'Bu görüşlerden birini alan kimseden de aynı şekilde günah kaldırılmış mıdır?' diye sordum. Şöyle cevap verdi:
"Evet, umarım öyledir. Ancak kişinin bir görüşü kesin olarak alıp, sonra da bu konuda başına bir mesele geldiğinde, başına gelen meseleden dolayı ruhsatı kullanarak bir başka görüşe dönmesi doğru değildir. "
"Şafiî'nin vefatından kısa bir süre sonra halkasında oturuyorduk. Yanımızda bir bedevî durdu ve selam verdi. Sonra bize,
"Bu halkanın ayı ve güneşi nerede?" diye sordu. Biz de,
'Allah'ın rahmeti üzerine olsun, vefat etti' dedik. Bunun üzerine bedevî hüngür hüngür ağladı, sonra da şöyle dedi:
"Allah ona rahmet eylesin ve onu bağışlasın. O, beyânıyla kapalı delili açar, apaçık delillerle hasmına açık kapı bırakmazdı. Kara yüzlerdeki ayıbı temizlerdi. Re'yle kapalı konuları genişletir, sonra tartışmayı bitirirdi. "