Bir hülyanın hatırasında
kasıp kavuruyorum kendimi
diyorlar ki, hayat yalandır,
aşk da.
Nasıl inanırım, o ;
olmak istemiş de olmamış
bir yarım nefes gibi şuramda.
Unutamadım aramızdaki beceriksiz dili.
Dünya yordu bizi.
Benim de söyleyemediklerim var.
Hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
Uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu geldikçe anlıyorum ki, biz,
Bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.
Nasıl oldu da tanışmıştık, ben mi onun yanına gitmiştim yoksa o mu benim yanıma gelmişti, bilmiyorum. Bildiğim, bir yabancıya, ötekine yakınlık duymuştum. En az benim kadar sessizdi. Benden de sessizdi. Kendi sessizliğimi bir kenara koyup, onun bana dokunan sessizliğini kırmaya çalışırdım.
Bir şey hoşuna gittiğinde gülümserdi. Gülümsediğinde dünyada bir beyaz delik açılırdı. Ben o beyaz delikten içeri atladım.
Sen geldin, değişti havası dünyanın, bulutların şekli değişti, denizlerin rengi değişti, kokusu değişti çiçeklerin. Sen geldin, en güzeli ben değiştim, anlıyor musun?