Her ev de hükümetin,devletin bir çocuğudur.
Aile olmazsa millet olur mu?
Millet olmazsa hükümet olur mu? Öyle ise hükümetler millete,
millet ailelere,
aileler insanlara dayanır.
İnsanları bilgili olan devletlerde zengin ve rahat yaşarlar.
Nihal Atsız; Türkçü yazar ve ögretmen. Kitaplarını daima bir gürüh övgüyle methederken, diğer bir gürüh ise gizli bir hayranlık kisvesi altında, bu tür kitaplar okumadığından dem vurup sağda solda duyduğu bir iki beyiti yad ederek,yetenekli bir şair ve yazar olduğunu söylerler.
Ben ise Atsız hakkında kitaplarını okumadan önce yaptığım araştırmalar sonucunda pek de hoş olmayan duygulara kapıldım.Irkçıydı,
lakin bunu reddetmiyor aksine gurur duyuyordu.
Hayatı boyunca yolundan şaşmamış, her daim dik bir duruş sergilemiş, aman dilememişti.
Komünistler için Karl Marx, Spencer, Engels ne ise Türkcüler içinde Nihal Atsız odur.
Nihal Atsız'ın Deli Kurt romanı Fetret Devri'nde Osmanlı şehzadesi İsa Beğ'in mücadelesini kaybetmesi sonucu gebe olan hatununu güvendiği bir sipahisine teslim etmesiyle başlayıp, Şehzadenin yaşamı, zamane savaşları, Türk örf ve töresinin uzunca betimlemesiyle devam eder.
Atsız'ın okuduğum Romanları hakkında ortak bir yargı sunmam gerekirse Kahramanlar daima dine neden inandığını bilmediği halde inanan kişiler olup;
güçlü,mert,delişmen bir karektere sahiptirler.Bazen bir sipahi bazen de harp okulunda kurmay bir yüzbaşıdır. Kahramanlar aynı zamanda çok iyi huylu kadınlarla evli olmasına rağmen, benliğini tatmin edicek, büyülü, hayal ile hakikat arasında etek sürten mitolojik bir geçmişe sahip soylu kadınların peşinde koşar. Bu soylu kadınların kökeni ya uygur'un Kamlunçu'suna yada Saraylara dayanır. İşte bu kadınlara Aşkla bağlanır ve evli oldukları kadınlara karşı aşk değilde sevgi beslediklerinin farkına varırlar.Fakat şunu unutmamak gerekiyor ki sevgi ıraklaştıkça kurur.Aşk ise uzaklaştıkça daha çok kavurur.
Roman kahramanlarına yüklenen bir diğer görev ise Atsız'ın örnek alınması gereken insan modellerini,
ideasını çizip anlatmasıdır.
Konuyu daha
Babası fısıldadı:
-"Asıl ölüm unutulmaktır."
Amcası ilave etti:
-"Unutmak da ölmektir."
İsa Beğ devam etti:
-" Hayat birkaç hatıradır."
Balâ Hatun bitirdi:
-"Hayat ölümün başlangıcıdır."