–Herkesin güya iki şahsiyeti olurmuş, benimki üçtür.
–Herkesin iki, üç değil yüzlerce şahsiyeti vardır, Peregrini.
–Ben üçünü bilirim. Birincisi dimağım.( beynim)(eliyle kafasına vurdu) Orada oturur. Hayat sofrasına benimle hiç oturmaz. Fakat daima baş ucumda duran, beni seyreden, tenkid eden bir müşahittir. O beni Darülfünun salonlarında, kütüphanelerde, her nevi bilgi kaynağı etrafında sürükledi. O maddï zaaflarımla eğlendi, her şeyden şüphe etti, bir şeye inanmadı. Kilise lisanıyla, içimdeki ezeli şeytan! İkincisi ruhum. Yeri vücudumuzun neresinde bilmiyorum. O dimağımın soğuk tahakkümüne boyun eğmez. Beni sanatkar yapan, musikiye bağlayan, güzelliği sevdiren, dinsiz olduğum vakit bile beni gene bir şeye taptıran kudret odur.